Her sevda gelip geçer
Her aşk bir gün biter
Bitmelidir de
Herkesin vadesi dolup bu dünyadan göçtüğü gibi,
Her aşkında bir vadesi vardır.
Ben aşkımın sonlarında
İzmit’in çıkmazlarındayım şu sıralar
Herkes kaçıyorum sanıyorken
Her sokak arasında onu arıyorum
O beni hiç sevmeyecek biliyorum
İnanın bunu adım gibi iyi biliyorum...
Ama aşk sevilmek mi cidden?
Biri için yanmak,
Onun için deli divane olabilmek değil miydi aşk ?
Yüzünün ufak gülümesinde,
Cennet bahçelerinde koşabilecek kadar huzurlu hissetmez miydi insan ?
Ben deryama hiç kavuşamadım
Kavuşamayacağım da.
İçimde bana destek veren olumlamalarımda,
Olucak diyen arkadaşlarımda kalmadı artık.
Yolun sonu bu artık olmayacak.
Ve sen şiirlerimin sahibi;
Kalbimin ritmini bozan kadın,
Ve sen Derya.
Hiçbir şiirimi okumayan duygularımı yok sayan sen...
Ne yapıyorum sensiz geçen günlerde
bilmiyorum.
Adını anmıyorum mesela
ama ağzımın içinde bir eksik harf dolaşıyor.
Zaman diyorlar geçer.
Geçiyor da —
benim içimde bir yere uğramadan.
Sen gidince
kalbim saatini çıkardı duvardan,
çivisi kaldı.
O çiviye her sabah
gözlerimi asıyorum.
Gün içinde iyiyim,
çay içiyorum, konuşuyorum, gülüyorum.
Ama bir an geliyor,
bir pencere aralığı gibi düşüyorsun içime.
Kanım ağırlaşıyor o vakit.
Sanki damarlarımda sen varsın da
yoksun gibi.
Seni hiç gitmeyecek sandım,
yanılmışım.
Bazı insanlar
gitmek için gelirmiş meğer.
Yalnız kalınca geliyorsun aklıma,
başka bir marifetin yok zaten.
İnsan boş kalınca
sevdiğini hatırlıyor,
ben de boşum işte
senden beri.
Güzel günler vardı hani,
öyle süslü püslü değil,
düz, sade, gerçek.
Benim bütün boşluklarım
seninle doluydu,
şimdi hepsi delik deşik.
Seninle gezmek istiyorum ulan,
yan yana yürümek,
iki lafın belini kırmak,
oturup susmak bile kâfiydi bize.
O gülüşünü saatlerce seyredebilirdim,
kimseye hesap vermeden.
Geçmişi özlüyorum diyorlar,
ben geçmişi değil
seni özlüyorum.
Senin olduğu yerleri,
seninle olan hâlimi.
Yokluğun dağ gibi dikildi karşıma,
ne yana kaçsam çarpıyorum.
Arkama dönsem acı,
Bin dereden getirse, su ister yine uzaktaki okyanusu
Bu ne biçim sevda, iz belli değil yol belli değil!
Ağzıyla kuş tutmuş gece vakti bir insan yavrusu
Bu ne biçim duygu, edep belli değil şeref belli değil!
Gençliğinin baharında bir pınardan içti zehirli suyu
Bu ne biçim su, deryası belli değil tadı belli değil!
Gözleri görmez kör eder aşkı onu
Rüyasına girer geceleri bir insandan doğma melek
Bu ne biçim adalet! Hiç böyle sevilir mi ?
Arda lale