Simurg / Atlantis / (ELF'li), bir alıntı ekledi.
3 dk.

Korkuları olan yalnız ve umutsuz kimseler için en iyi çare dışarıya çıkmaktır, yalnız kalabileceği, gökyüzü, doğa ve Tanrıyla baş başa kalabileceği herhangi bir yere gitmektir. İnsan, ancak o zaman her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu hissedebiliyor. Tanrı'nın insanları, sade ve güzel doğada mutlu görmek istediğini anlıyor.

Anne Frank'in Hatıra Defteri, Anne FrankAnne Frank'in Hatıra Defteri, Anne Frank
İsmail Altunbüker, Beastly'ı inceledi.
3 dk. · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

”Güzellik, güzel bedenden değil; güzel eylemden doğar.” Yunan Atasözü

”Güzel olan bir şey, her zaman iyi olmayabilir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir.” Ninen de L’Enelos

”Ruhun güzelliği, bedenin güzelliği kadar kolaylıkla görülmez.” Aristoteles

Beastly
Alex Flinn'in yazdığı, 4 kitaptan oluşan Kendra Günlükleri serisinin ilk kitabıdır. Bu eserde yine Güzel ve Çirkin temalarını görmekteyiz. Evet bazılarımız için klişe olabilir fakat, konu olarak her ne kadar klişe kalsa da bence algı olarak, hala bu konuyu anlamakta zorlanıyoruz. Bu eserde bize anlatılmak istenen olay iç güzelliğidir. Gerçekten de bizler iç güzelliğe değer veriyor muyuz?

Lafa gelince herkes iç güzelliğe muhakkak önem veriyordur. Ama günümü teknolojisinde bile insanlar, popüler hayata, zenginliğe ve dış güzelliğe değer veriyor. Evet lafa geldi mi konu ne kadar klişe diyoruz. Niçin o zaman makyaj malzemeleri alıyoruz, yada süslenip püslenip İnstagramalar da boy boy resimler veriyoruz. Akneler den veya yüzdeki sivilcelerden veya hormon bozukluğu yüzünden çıkan kıllardan kurtulma yolları arıyoruz?

Demek ki, herkes için iç güzelliğinden daha çok dış güzellik önemli. Öyleyse klişe bizler olmuşuz da farkında değiliz. İnsanları oldukları gibi sevemiyoruz. Ön yargılardan kurtulamıyor, kurtaramıyoruz kendimizi. Bir beni ben olduğum için sevsin , sevmiyorsa canı cehenneme diyemiyoruz. Hatta daha da abartıyoruz, saçlarını öyle yapma el alem ne der. Başkalarının bizi nasıl gördüğü, bizim için önemli olan. Fakat bizim kendimizi nasıl gördüğümüz hiç önemli değil. Maalesef işte bu güzel eser bunu anlatıyor bize. Bence ibret alınacak güzel, romantik bir eser. Okuyan ve okuyacak olan herkese keyifli okumalar diliyorum Türkiye ...

Bahaneler...
"Deve kuşuna demişler: "Kanatların var, uç!" O da kanatlarını kısıp, "ben deveyim" demiş, uçmamış. Fakat avcının tuzağına düşmüş. Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş. Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş.

Sonra ona demişler: "Madem deveyim diyorsun, yük götür!" O zaman kanatlarını açıvermiş, "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş. Fakat hamisiz ve yemsiz olarak avcıların hücumuna hedef olmuş."

Ömer, bir alıntı ekledi.
11 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çağdaşlık İçindeki Durumum
Elbette bu acılar içinde başkalarının asla hissetmeyeceği bir mutluluk da duydum. Kısacası söylemem gereken daima tek ve aynı şeydi: Bana, umduğumdan ya da ummaya bile cüret edemeyeceğimden sonsuz derece fazla nimet ihsân etmesinden dolayı Tanrı'ya hiçbir zaman yeterince şükredemem.

Günlüklerden ve Makalelerden Seçmeler, Soren KierkegaardGünlüklerden ve Makalelerden Seçmeler, Soren Kierkegaard
Gökhan Türk, bir alıntı ekledi.
11 dk. · Kitabı okuyor

"Yaşlı değilsin diye babacığım," diye mırldandı Frannie.
"Öyleyim, öyleyim!" dedi Peter inatla. Aniden perişan göründü. "Genç kızına öğüt vermeye çalışan bir ihtiyarım. Bir maymunun, bir ayıya sofra kurallarını öğretmeye çalışmasına benziyor. On yedi yıl önce sarhoşun teki oğlumun canını aldı ve karım bu olaydan sonra hiçbir zaman eskisi gibi olamadı. Kürtajı her düşündüğümde aklıma Fred geldi. Elimden başka türlüsü gelmiyor, tıpkı senin o şiir dinletisinde gülmeni engelleyememen gibi Frannie. Annen, tüm o malum standart sebeplerden dolayı karşı çıkacaktır. Ahlaka aykırı olduğunu söyleyecektir. İki bin yıllık geçmişi olan ahlaka. Yaşam hakkı, diyecektir. Batı ahlakının temelinde bu fikir yatar. Filozofları okudum. Elinde alışveriş çeki olan bir ev hanımının Sears and Roebuck mağazasındaki raflar arasında dolaşması gibi hepsini inceledim. Annen, Reader's Digest'ten şaşmaz, ama sonuçta tartışmalarımızda o katı ahlak kuralları karşısında pes eden hep ben olurum. Aklıma hep Fred gelir. İç organları parçalanmıştı. Hiç şansı yoktu. Yaşama hakkı için pretesto düzenleyenler tuzda boğulmuş bebeklerin, çelik masalar üstündeki kesik kol ve bacaklarının fotoğrafını gösteriyorlar. Ne olmuş yani? Hayatın sonu daima nahoştur. Gözümün önüne sadece Fred geliyor, yedi gün boyunca o yatakta yatan, her tarafı sargı bezleri içindeki Fred. Hayat çok ucuz kürtaj onu daha da ucuzlaştırıyor. BEN ONDAN DAHA FAZLA OKUMAMA RAĞMEN ANNEN SIKICA BAĞLI OLDUĞU AHLAK KURALLARIYLA BU KONUDA SONUNDA HEP HAKLI ÇIKIYOR. YAPTIKLARIMIZ VE DÜŞÜNDÜKLERİMİZ... BUNLAR DOĞRU OLDULARINDA TEMELLERİNDE ÇOĞUNLUKLA GELİŞİGÜZEL SEBELER BULUNUYOR. BUNUN ÜSTESİNDEN GELEMİYORUM. TÜM GERÇEK MANTIĞIN, MANTIKSIZLIKTAN KAYNAKLANDIĞINI GÖRMEK BOĞAZIMDA BİR YUMRU OLUŞMASINA SEBEB OLUYOR. İNANÇTAN KAYNAKLANDIĞINI. SAÇMALIYORUM, DEĞİL Mİ."

Mahşer, Stephen King (Sayfa 87 - Altın Kitaplar Yayınevi)Mahşer, Stephen King (Sayfa 87 - Altın Kitaplar Yayınevi)

Beklediğini Allâh'tan bekleyen,
Hiçbir zaman hüsrâna uğramamıştır ...

Tutunabildin mi şimdi , tam da bensiz ? (iyi o zaman) (şey..az daha unutuyordum , ben...ben tutunamadım da)

Ben, bencildir, biz, her zaman iyidir. Çünkü biz, birlik ve beraberliğin sembolüdür. Bu yüzden "ben" kelimesi tek,bencillik ve birliksizliği temsil eder...

Reşat Karakaş, bir alıntı ekledi.
17 dk.

Zen ustaları, insanın durumun umutsuzluğuna ikna olduğumuz zaman sükünete, ideal ruh halime ulaşacağımızı söylerler.

Sıska Bacaklar, Tom Robbins (Sayfa 93 - Ayrıntı)Sıska Bacaklar, Tom Robbins (Sayfa 93 - Ayrıntı)
eren bağlar, Sanayi Toplumu ve Geleceği'yi inceledi.
 21 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

“İnsanlığın yararı” açıklaması da diğerinden daha iyi değil. Bazı bilimsel çalışmaların, insanlığın iyiliği ile akla yakın hiçbir ilgisi yoktur. Örneğin, arkeoloji ve karşılaştırmalı dilbilimi çalışmalarının çoğu böyledir.

Kendisi de dilbilimci yardımıyla yakalanan Unabomber 'ın manifestosu. Özellikle tüm dünya solcuları (veya değişken haliyle liberalleri) bu manifestodan dolayı hala adamdan nefret etmekte.

Şahsen ben her zaman Unabomber 'ı bireyci-anarşist bir hareket görmüşümdür. Çünkü bireyci-anarşizmin sonucunda yeşil harekete varıyorsun. Ayrıca genel olarak sevdiği şey doğa değil, doğal hal durumu. Eleştirileri endüstri ve modern dünya teknolojisi üzerineyken asıl nefreti toplumun elementlerini yok eden suç işleyicilere karşı.

Belki 20. yüzyılda fiziki-eylemsel etkisi çok az olsa da fikirsel alanda -özellikle devletin ve toplumun birey üstündeki kontrolü üstüne- birçok insana ilham olmuş bir manifesto.