Ferman Mammadov, Yevgeniy Onegin'i inceledi.
 12 dk. · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi

Puşkin'den bahsedebilmek için kaseti geri sarıyorum; ... Puşkin (Rus edebiyatı), Fransa Burjuva Devrimi (Avrupa tarihi ve edebiyatı), Büyük Petro (Rus tarihi), Rönesans (Her şey). İsminin önüne "Deli" yazdığımız I Petro'yu özellikle konuşmamız lazım. Öyle "deli" ki, gidip Avrupa'dan rönesans tohumlarını getirerek Rusya topraklarına serpecek ve Puşkinler, Tolstoylar, Dostoyevskiler, Çehovlar, Lomonosovlar vb. yetişecekler. Rus topraklarında yetiştikleri için "ruslaşacaklar". Bu, Rönesans'ın "ruslaşması"dır. Deli'nin sağlığına!.. Puşkin bu sürecin en bariz ve ilk büyük örneklerinden biridir. Rönesans Rusya'ya biraz geç getirildiği için kısa zaman sonra Fransa Burjuva Devrimi de buna eklenmiş oldu. İki kat güç birden..bir arada.. Şimdi kim tutabilir rus ilminin ve edebiyatının gelişme hızını?!

Bahsettiğim gibi bu sürece en bariz örnek Puşkin'dir. Onun eserleri içinde de bu açıdan en dikkat çekeni ve incelenmesi gerektiğini düşündüğüm eseri "Yevgeni Onegin"dir. Sekiz bölümlük manzum romandır (Roman v stihah/Роман в стихах). Ayrıca Puşkin, rus şiirinin (poetry/поэзия) güneşi olarak kabul edilir. Biz çevirilerden okuduğumuz için bunu anlamayacak olmamız ayrı bir konudur. Demek ki, Puşkin manzumesi ve şiirleri ile ön plandadır. Doğal olarak da "Yevgeni Onegin". Çevirmenler kitaba yazdıkları önsözlerinde şiir çevirisinin özellikle Rusça'dan -Puşkin'den- çeviri yapmanın zorluğundan bahsetmişlerdir. Sözlerine kuvvet olarak Nabokov'un çabasını örnek vermişler: << Ünlü yazar [Nabokov] bu romanın İngilizce'ye çevirisi ve yorumu için hayatının 15 yılını vermiştir ve sonunda şiir-romanı düzyazıyla çevirerek, buna 1100 sayfalık bir yorum eklemiştir. >> Ben de Ayrıntı Yayınları'ndan okurken aynı zamanda internetten Rusça okumaya özendim. Bazı mısraları çevirmeye çalıştığımda Nabokov'un da Türkçe'ye tercüme edenlerin de çilesini anlamış oldum. O kadar ki, çoğu mısralar 4-5 satır sonrasına kaydırılmış. Böyle durumda içeriğe yönelik nasıl inceleme ve eleştiri yazabilirim?! Tarih ve edebiyat bilgilerimi kullanarak izlenimlerimi yazmaya gayret ettim.

Kurgu genel hatlarıyla Onegin, Lenskiy, Tatyana ve Olga karakterleriyle trajik aşk hikayesi üzerine kurgulanmıştır... (Yarın devam edeceğim inşallah)

TSena_gl, Gölge Ateşi'yi inceledi.
12 dk. · Kitabı okudu · 60 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap oldukça akıcı ama türlerin isimleri yönünden karmaşık bir kitaptı. Diğer kitaplar da bu kadar iç içe geçmemişti herkes, sanırım; bu sebeple kafa karışıklığı oluşturdu bende biraz. Baştan beri dediğim gibi özgün bir kurgusu var; bu sebeple yaşanan her şey sürpriz... Tahminlerim vardı ama tutmadı, tabii ki!

Mac, her zaman kendini bir karmaşanın içinde buluyor ama bu seferkiler oldukça zor! Suçlulukla, aşkla ve daha bir sürü şeylerle sınanıyor. Bu kitapta hiçbir karaktere güvenemiyorsun, demiştim ve bu kitapta da yazar yine aynı şekilde hakkını vermiş ama... sonlara doğru bu değişti gibi.

İlüzyonlar, sırlar ve bir sürü tür arasında, bir de kendi hakkında hep tereddüte düşen Mac için her şey içinden çıkılmaz bir hâl alır.
Barbaros ise, kendini sonunda Mac'a iyice açarak, bir şeylerin derinleşmesine neden olur.

Türlerin, Sinsar Dbuh'u yakalamak için geçici olarak birleşmesi, yapılan planlar ve planlarının üstüne yapılan planlar...
Mac kendi benliğinde kalmak için savaş verirken, kitabı yakalamak için elinden geleni yapmaktan da geri durmaz.

Kitabın sonunda acaba seri bu kitapla bitiyor da ben mi karıştırdım, diye düşündüm; çünkü her şey öyle bir hâl alıyor ki, olup olabileceği bu, diyorsun. Ama aslında kitaba genel olarak bakarsak devam edebilmek için malzeme bulmak hiçte zor değil, ki yazar da zaten seriyi devam ettirmiş.

mısra, bir alıntı ekledi.
13 dk. · Kitabı okudu

Bilinmeyen akıcıdır, boyuna değişir: su gibi; bilinen ölüdür; kıyı gibi. Korku her zaman: “Alışkın olduğundan şaşma” der. Ve ben hep bildiğim yolda yürürüm. Sürekli aynı yolda. Mutsuzdum, ama mutsuzluğumu terkedemedim: bir alışkanlık olmuştu benim için mutsuzluğum çünkü.

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)
mısra, bir alıntı ekledi.
15 dk. · Kitabı okudu

O zaman şeyh:
- Bir şey istemediğin zaman istediğin her şey senin olur, dedi.
- Ama Hz. İsa, “Siz isteyin, size verilecek ve çaldığınız kapı size açılacak! dememiş miydi? Hakikat nerede Şeyhim?
Şeyh öğrencisinin sorusunu bir fıkrayla yanıtladı:
- Bir gün kadı, Hoca Nasreddin’i çağırmış, sormuş: “Kaç yaşındasın?” “Kırk” demiş Hoca. Kadı, şaşırmış,”Beş yıl önce yaşını sorduğumda yine kırk demiştin!” demiş. Hoca Nasreddin, gururla: “Adaletin temelleri benim üzerimde yükselebilir, kadı efendi” demiş. “Çünkü sözünün eri adamım ben. Yıllar önce ne demişsem, yine aynını söylüyorum. “
-Aslında sorun çok yerinde, diye sürdürdü sözlerini Ahlati. Aslında mantıklı düşünen herkes, bir bakıma, bu fıkradaki Hoca Nasreddin durumundadır. Çünkü gerçek, mantıklı değildir; sonsuzdur, ama değişmez değildir. Sonsuzluğu da bu yüzden, yani sürekli değişmesindendir. Hz. İsa’nın sözleri gerçektir; ama söylendiği yerde, söylendiği zamanda, söylendiği insanlar için. Benim sözlerimin İncil’de, Kur’anda ve büyük dinbilginlerince yazılmış kimi kitaplarda yazılanlara çakışmadığını gördüler mi, öğrencilerimin gözlerinin parıldadığını farkediyorum. “Doğru, çok doğru!” diye başlarını sallıyorlar böyle durumlarda hoşnutla. Sözlerim, kitaplarda yazılanlara uymadı mı, susuyorlar. Oysa kendilerine kaç kez söyledim: hangi kitap olursa olsun, nerde, nasıl yazılmış olursa olsun, orada yazılanlar geçmiştir artık, yazıldıkları zamanki anlamlarında olamazlar bugün. Akıl, geçmişi biriktirir, çünkü bir fikre varabilmek için gerekli ölçütü yalnız geçmişten alır. Akıl hep eski kapıları arar, hakikatse hep yenidir. Yeniden hareket etme demek, geçmişte gizli olanher şeye ulaşmak demektir. Ve yenide gizli olan her şeye. Zaman, yer ve insanlar şekli belirler ve şekil böylece sonsuzcasına değişen ölümsüz hakikate dönüşür…
Bu öğüt, Bedreddin için anlama kasesinden alınmış ikinci bir yudum oldu. Ama bu kez “gökkubebeye ulaşan bir çığlık kopmadı göğsünden”, tam tersine, suskunlaştı, “kendi kendini tanımanın uçsuz bucaksız deryasına gömüldü.”

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 146)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 146)
Cemre Kara, bir alıntı ekledi.
20 dk.

...bilim asla fedakârlık yapmaz,o her zaman için öldürücü nitelikte bir şeydir.

Simülakrlar ve Simülasyon, Jean Baudrillard (Sayfa 22)Simülakrlar ve Simülasyon, Jean Baudrillard (Sayfa 22)
"Zeliha", bir alıntı ekledi.
 20 dk. · Kitabı okuyor

Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi ..
[Bakara/165]

Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı (Sayfa 28)Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı (Sayfa 28)
Gizem, bir alıntı ekledi.
22 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiği​miz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlere atıyoruz.

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 250 - YKY)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 250 - YKY)