Puan vermedi·84 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 07:58
Byung-Chul Han'ın Şeffaflık Toplumu, modern insanın görünür olma takıntısını sert bir şekilde eleştiriyor. Kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan ruhunun en değerli tarafı, tamamen açığa çıkarılamayan kısmıdır. Acı da sevgi de biraz gizem taşır; insanı insan yapan şey, her duygunun sergilenmesi değil, bazılarının derinde yaşanmasıdır. Han'ın şeffaflık eleştirisi bu yüzden önemli. Çünkü bugün insanlar anlaşılmaktan çok görünür olmaya çalışıyor. Ancak kitap zaman zaman teknolojiyi ve dijital dünyayı tek yönlü değerlendirme eğiliminde. Şeffaflığın yarattığı sorunları güçlü biçimde ortaya koysa da, insanların görünür olarak dayanışma kurabildiği ve sesini duyurabildiği tarafları yeterince işlemiyor. Buna rağmen eser, çağımızın en büyük yalnızlıklarından birini gösteriyor: Herkesin birbirini gördüğü ama kimsenin gerçekten kimseyi tanımadığı bir dünya. Benim için kitabın en güçlü yanı, insanın mahremiyetini bir saklanma alanı değil, varoluşunun vazgeçilmez bir parçası olarak savunmasıydı. Çünkü insan bazen anlattıklarıyla değil, içinde taşıdığı sessizliklerle de insandır.
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma
Her zaman daha fazlasını isteyen bir Dünyada yeterli olmanın gücü
7/10
·288 syf.··
2026 19. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:11
Mükemmellik dediğimiz şey çoğu zaman zirveye çıkmak değil, hata yapma korkusunu süsleyip erdem diye taşımaktır. Curran’ın en sarsıcı iddiası şu: Modern dünya bize özgürlük vaat ederken aslında sürekli performans sergilememizi bekliyor. Kendimizi geliştire geliştire kendimizden uzaklaşıyoruz. Çünkü insan kusurlarını yok ederek değil, onlarla yaşamayı öğrenerek bütünleşiyor. Kitabın bende bıraktığı cümle ise şu olurdu: Belki de mesele kusursuz olmak değil; eksiklerimizle de masaya oturabilecek kadar cesur olmak. Çünkü insanı tüketen hata yapmak değil, hata yapma ihtimaline karşı ömür boyu nöbet tutmaktır.
Mükemmellik TuzağıThomas Curran · Kronik Kitap · 2023221 okunma
Reklam
Puan vermedi
Kitap 150 sayfa olunca bir oturuşta okurum demiştim ama yanılmışım. O kadar derin bir acıyı anlatıyor ki okurken sık sık mola vermem gerekti, çünkü yüreğim dayanmadı. 6 Şubat depremi ülkemizde 11 ili etkilemiş ve bir sürü kayıp vermiştik. Bu milli felaketin yaşanmasına deprem ülkesi olmamıza rağmen hazırlıksız yakalanmıştık ve yardım gitmekte bir hayli gecikmişti. Bu kitap tüm gerçekliğiyle bunları çarşaf çarşaf her sayfada yüzümüze vuruyor. Ali’nin hikayesini okurken boğazım düğüm düğüm oldu. Çoğu zaman ağladığım için kitabı bırakmak zorunda kaldım. Sonu mutlu sonra bitse de depremde milyonlarca insan için mutlu son olmadı malesef. Kitabı okuyan herkesin Ali’nin yaşamından çok etkileneceğini ve üzüleceğini tahmin ediyorum. Ali’nin yaşadıklarını anlatmak istemiyorum ama bu kitabı mutlaka okumanızı ve okurken yanınızda peçete bulundurmanızı tavsiye ediyorum.
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026106 okunma
Puan vermedi··
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:02
Turgut Uyar'ın şiiriyle aram her zaman kolay olmadı ama Dünyanın En Güzel Arabistanı'nda bazı şiirler gerçekten dönüp tekrar okumak isteyeceğim kadar hem güzel hem de etkileyiciydi. Elbette ve hatta bazılarını anlamakta zorlandım ve bazılarını pek sevmedim doğal okarak. Belki bu kitabın gücü de bu, ilk okumada tamamen açılmıyor. Özellikle modern hayatın yorgunluğunu ve insanın içine kaçma isteğini çok güçlü anlatan bir kitap sanırım.
Dünyanın En Güzel ArabistanıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20161,799 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:01
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere okurken beni hem duygulandıran hem de sayfalarını büyük bir merakla çevirmeme neden olan bir kitapla geldim: Firuze: Kehribar Ateşi. Mehsa'nın kalemiyle daha önce tanışanlar bilir; onun hikâyelerinde sadece olaylar değil duygular da yaşanır.Bu kitapta da tam olarak bunu hissettim.Daha ilk sayfalardan itibaren kendimi aşiretlerin gölgesinde şekillenen hayatların,sırların ve yıllara meydan okuyan bir sevdanın içinde buldum. Firuze;yaşadığı tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta duran,güçlü ve etkileyici bir kadın karakterdi.Onun verdiği mücadeleleri okurken kimi zaman üzüldüm,kimi zaman gururlandım. Özellikle geçmişten gelen yüklerin hayatını nasıl etkilediğini görmek yüreğime dokundu. Ezra ise;uzun zamandır okuduğum en özel erkek karakterlerden biri oldu.Firuze'ye olan sevgisi,sabrı ve koruyuculuğu o kadar içtendi ki her sahnelerinde kalbim biraz daha eridi. Özellikle ona seslenişleri ve sevgisini göstermenin ince yollarını bulması çok güzeldi. Kitapta beni etkileyen bir diğer detay ise mücevherlerdi.Her taşın,her işlemenin ve her detayın ardında ayrı bir anlam saklıydı.Bu sahneler hikâyeye hem zarafet hem de derinlik katmıştı. Arjin ise;başlı başına bir gizemdi.Rüyaları, hissettikleri ve söyledikleriyle hikâyenin görünmeyen kapılarını aralıyordu.Özellikle anlattığı rüyanın ilerleyen kitaplar için önemli ipuçları taşıdığına inanıyorum.O rüya hâlâ aklımın bir köşesinde dönüp duruyor. Kına gecesi,düğün hazırlıkları ve sonrasında yaşanan olaylar ise kitabın temposunu bambaşka bir noktaya taşıdı.Tam her şey yoluna giriyor derken yaşanan gelişmeler beni sürekli şaşırtmayı başardı.Hele ki sonlara doğru ortaya çıkan isimle birlikte kafamda onlarca soru oluştu. Kitabı bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı.Geçmişte neler yaşandı?Kim
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202645 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma
Reklam
Reklam