Göğsümün duvarına işledim hayalini
Her saniye ismini andığım sen miydin, ah
Bu hazin kayboluşta, bu gönül sahrasında
Bengisu diye içip kandığım sen miydin, ah.
Nasıl da kuytulandı yüreğim köşelerde
Tutundukça tahtından indiğim sen miydin, ah
Bazen cehenneminde eridiğim yanardağ
Bazen kutuplarında donduğum sen miydin, ah.
Dağıttı efsunumu saçlarında sünbüller
Ruhuma leyla diye sunduğum sen miydin, ah
Nice güller var imiş senden daha kırmızı
Hayatımın tek gülü sandığım sen miydin ah...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bitir bu işkenceyi , sen de artık bana gül
dokundurma elini pıhtılaşan kana gül
bahçe boş ; çeşme kuru ; nerde bostancıbaşı ?
Gel de feryâd ü figân etme bu hüsrâna gül
yıllarca yatağında uyudum semenderin
çakallar yuvalandı bizim olan hana gül
unuttum gökkuşağı altındaki resmini
nice bühtan ettiler eski bir sultana gül
kâinat oluk oluk boşalırken içimden
yağmur damlası bile olamadım sana gül.
ey babamın otağında bulunmuş
ey göklere elif gibi salınmış
sordum O'nu suda büyüyenlere
cıva havuzunda uyuyanlara
Bağ-ı Halvet'e
Bağ-ı Vefa'ya
koku yok, umut yok; her taraf kafes
ne bir işaret var ufukta, ne ses
izine rastlamış ne de bir hancı
İrem kurbanları bile yabancı
ne yâkut ve zümrüt, ne de zeberced
gül taşı oysunlar parmaklarına
her yangında bir İbrahim bulunsun
sünbülî havaları kuşatırken yedi renk
gül havaları
her depremde gül çadırı kurulsun