Rüzgârlar gibidir hayatımız imkanları, yine de insan neden cesaret etmez ki yerken açmaya? Her şey yaşamamış bir hayattan daha iyidir, hatta felaket bile -acı, ümitsizlik, cürüm her şey ama her şey boşluktan daha iyidir!
Neden özlemimizin peşi sıra gitmiyoruz? Neden? Neden özlemimizi bastırıyoruz, özlemimizin örf, fazilet, sadakat dediklerimizden ve bunlarla birlikte hayata dahil olmayan her şeyden daha hakiki, daha saf, daha güzel olduğunu bildiğimiz halde? Neden bunlardan silkenemiyoruz? Neden hayatımızı yaşayamıyoruz, bu tarifsiz ilahi dünyada sadece bir defaya mahsus bulunduğumuzu bildiğimiz halde, bunun sadece bir defalığına, tekrarsız olduğunu bildiğimiz halde!
Ne kadar uzun bakarlarsa geceye sessizlik kalplerini o kadar hızlı arttırıyor; öyle bir sessizlik ki insan gerçekten onu işitebilirse ölümünün kaçınılmaz olduğunu hisseder.