Aramızda sıcak buhar var. Su zerrelerinden oluşan bir perdeyle ayrılmışız birbirimizden. Gözlerindeki kızarıklığı, aşağı düşmüş kaşlarını güçlükle seçebiliyorum. Suyu dökünmektense kendini suya sunuyorsun. Ona vaat ettiğin her neyse bir türlü duyamıyorum. Âdeta saydam tenine dokunuyorsun damla damla sözcüklerin.
Neden seni dünyaya çağırmış olduğuma inandıramıyorum? Sen benim yaşama payım, dokunuşum, iştahımsın. O halde niçin bir yarayım, sensizlikte üreyen? Burnumda hep yanık kokusu, hangi ateşe baksan ben orada dağlanıyorum.