Genellikle üç zaman boyutunda aynı zamanda yaşarız. Gelecek; akşam yemeği için alışveriş yapmak, bir şey için birine söz vermek ya da kitap yazmayı planlamak gibi, bize yön verir. Geçmiş bizi biçimlendirir; o zaman öyleydi şimdi böyle gibi, hatırladıklarımız bugünü anlamımıza yardımcı olur; bu duygu daha önceki duyguma benziyor ve ben değişmekteyim, gibi . Bügün ise bizi sarmalar ve şimdi de adım adım yürümemizi sağlar. Bu şekilde ilerleriz. Depresyondaki kişi bugünden kopar, aslında bugünü yok olur.
Çevresinde depresyona girmiş bir kişi olanlara bu konuda bir öneri: bu sorunu siz o kişi adına çözemezsiniz, durumu iyileştiremezsiniz, bunun bilincinde olun.
Depresyon olunca her zaman yapmaktan zevk duyduğumuz şeyleri içimizden gelmez, canımız dışarı çıkmak ve bir faaliyette bulunmak istemez; yakınımızdaki kişilerle ilişkileri sürdürmek sadece zorlaşmaz, bu ilişkileri sürdürmenin anlamı da kaybolur.
Depresyon, başkalarıyla olan bağlantı ihtiyacını yok etmekle kalmaz ( normalde hiç düşünülmeden bağlantı kurduğumuz halde ) başkalarına örülen ağları da olanaksızlaştırır.
Depresyondaki insanlar kendilerini genellikle felç olmuş gibi hissederler. Bu nedenle hayatta bir amaçları olduğu duygusunu kaybeder, dünyadan koparak içinde yaşadıkları anın bataklığına gömülür ve köklerinden koparılmış gibi hissederler. Depresyon, kişiyi çevresindeki günlük deneyimlerden ve günlük yaşam pratiklerden uzaklaştırır. Depresyondaki kişinin doğal olarak kendini ait hissedeceği yaşam alanı çöker ve hayatı sürdürmesi zorlaşır.