Fiziksel olarak güçsüz ve çökmüş hissediyordum, ama en berbat hastalığım, ruhumun tarif edilemez tahribatıydı; öyle bir tahribat ki gözlerimden sessiz yaşlar döktürüyordu, yanağımdaki gözyaşını siler silmez bir başkası düşüyordu.
Niye hep acı çekiyordum, hep zorbalığa uğruyordum, hep suçlanıyordum, her daim ayıplanıyordum? Niye kimseyi memnun edemiyordum? Birinin gönlünü kazanma çabalarım neden boştu?
Aşk acaba bu mudur? Çiçekler bana güzel görünüyor! Aklıma şiir parçaları, beyitler, mısralar geliyor! Çocukluktan ezberimde kalmış bir şarkıdan yahut türküden bir mısra, saçma bir şey, ama bence yanık, dokunaklı, anlatılmamış, anlatılamaz duyguların bir ifadesi...
Buradayken ona ne söylediğim aklımda değil, ama başkasıyla evlenmek fikrinde olmadığımı, kendisini sevdiğimi açıkça anlatmıştım sanıyorum. Bilmem, ya ben söyleyemedim yahut o anlayamadı. Bir kere beni kırıp gittikten sonra da oradan mektup yazmak ona ağır gelmiş olmalıdır!