Artorius Breakspear

Artorius Breakspear
@Artorius
Bir Efsanenin Başlangıcı...
"En küçük oğlum sizi seviyor gibi görünüyor, sör. Yaver olma vakti geldi ama bana sizden başka bir şövalyeye hizmet etmeyeceğini söylüyor. Fark ettiğiniz üzere asi bir çocuk. Onu yanınıza alır mısınız?" "Ben mi?" Dunk'ın ağzı açıldı, kapandı ve tekrar açıldı. "Yumurta... Aegon, yani... O iyi bir oğlan, nasıl desem... Majesteleri, beni onurlandırdığınızı biliyorum ama ben yalnızca bir gezgin şövalyeyim." Maekar, "Bu değiştirilebilir." dedi. "Aegon, Yaz Kalesi'ne geri dönecek. Eğer isterseniz kalenin kapısı size de açık. Hanemin şövalyesi olursunuz. Kılıcınızla bana yemin edersiniz ve Aegon da size yaverlik yapabilir. Siz onu eğitirken silah üstadım da sizin eğitiminizi tamamlar." Prens, ona kurnazca baktı. "Sör Arlan sizin için elinden geleni yapmış, buna hiç şüphem yok ama öğrenecek daha çok şeyiniz var." "Biliyorum, sör." Dunk ona ve etrafına bakındı. Yeşil çim ve sazlıklar, uzun karaağaç, güneşli su birikintisinin yüzeyinde dans eden dalgalar... Başka bir ejderböceği suyun üzerinde hareket ediyordu ya da belki de aynı böcekti. Hangisi olacak, Dunk?, diye sordu kendi kendine. Ejderböcekleri mi yoksa ejderhalar mı? Birkaç gün önce olsa hemen cevap verirdi. Bu en büyük hayaliydi, şimdiyse gerçekleşme ihtimali onu korkutuyordu. "Prens Baelor ölmeden hemen önce onun hizmetinde olmaya yemin ettim." "Ne büyük cüret," dedi Maekar. "Ağabeyim ne söyledi?" "Diyarın iyi insanlara ihtiyaç duyduğunu." "Bu oldukça doğru. Ne olmuş yani?" "Oğlunuzu yanıma yaver alacağım, Majesteleri ama Yaz Kalesi'nde değil. Bir iki yıllığına değil. Bana kalırsa fazlasıyla kale görmüş. Onu yanıma yalnızca birlikte yola çıkabilirsek alırım." İhtiyar Kestane'yi işaret etti. "Katırıma binecek, eski pelerinimi takacak, kılıcımı keskin tutup zırhlarımı temizleyecek. Hanlarda ve ahırlarda uyuyacağız, gün
Maekar Targaryen, Sör Uzun Duncan, Yumurta·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yarının bize ne getireceğini kim bilebilir?
Prens Maekar, Dunk'ın yüzüne bakmak için döndü. "Bazıları kardeşimi öldürmek istediğimi söyleyecek. Tanrılar bunun bir yalan olduğunu biliyorlar ama ölene kadar bunun fısıltılarını duyacağım. Ayrıca ölümcül darbeyi indiren benim gürzümdü, buna hiç şüphem yok. Yakın dövüşte karşılaştığı diğer rakipleri, ettikleri yeminin kendilerini savunmaktan daha fazlasını yapmalarına engel olduğu üç Kral Muhafızı'ydı. Yani bendim. Garip bir şekilde, kafatasını kıran darbeyi hatırlamıyorum. Bu bir lütuf mu yoksa bir lanet mi? İkisinden de biraz herhalde." Dunk'a bakışına bakılırsa prens bir cevap istiyor gibiydi. "Bilemiyorum, Majesteleri." Belki de Maekar'dan nefret etmeliydi ama bunun yerine onun acılarını tuhaf biçimde paylaşıyor gibiydi. "Gürzü siz salladınız, lordum ama Prens Baelor benim için öldü. Bu yüzden onu en az sizin kadar ben de öldürdüm." "Evet" diye itiraf etti prens. "Onların fısıldadığını siz de duyacaksınız. Kral yaşlandı. Öldüğünde Valarr, babası yerine Demir Taht'a geçecek. Kaybedilen her savaşta veya ekinler başak vermediğinde ahmaklar, 'Baelor bunun olmasına izin vermezdi ama gezgin şövalye onu öldürdü,' diyecek." Dunk, bu sözlerdeki haklılık payının farkındaydı. "Eğer dövüşmeseydim elimi kestirecektiniz. Ve ayağımı da. Bazen orada, o ağacın altında oturup ayaklarıma bakarken neden birinden bile vazgeçemediğimi soruyorum ağaca. Ayağım bir prensin hayatına nasıl mal olabilir?..." "Peki ağacınız size nasıl bir cevap veriyor?" "Hiçbir şey duyamıyorum. Ama ihtiyar, yani Sör Arlan, her gün günbatımında şöyle derdi: 'Yarının bize ne getireceğini kim bilebilir?' Kendisi bilemezdi, bizim de bilemediğimiz gibi. Yarın, o ayağa ihtiyacım olacak bir günü getirebilir mi? Diyarın bu ayağa bir prensin hayatından daha fazla ihtiyaç duyacağı bir günü belki?" Maekar bir süre
Maekar Targaryen, Sör Uzun Duncan·Kitabı okudu
Ejderha Aegon'dan bu yana en iyisi...
Ejderha Kayası Prensi, Kral Eli, Diyanın Koruyucusu ve Westeros'un Yedi Krallığı'nın Demir Tahtı'nın varisi, Targaryen Hanesi'nden Baelor, Cockleswent Nehri'nin kuzey kıyısındaki Ashford Kalesi'nin avlusunda ateşe verildi. Diğer büyük haneler ölülerini karanlık yerlere gömmeyi veya soğuk yeşil denize batırmayı seçebilirlerdi ancak Targaryenlar ejderhanın kanındandı ve nihai yolculuklarına alev ile çıkarlardı. O, akranları arasındaki en iyi şövalyeydi ve bazıları zırhlarını kuşanıp elinde bir kılıçla ebedi istirahate çekilmesi gerektiğini savundu. Sonunda kral babasının istekleri galip geldi. II. Daeron barışçıl bir yapıya sahipti. Dunk, Baelor'un tabut sehpasının yanından ayaklarını sürüyerek geçtiğinde prensin üzerinde kırmızı ipliklere dikilmiş, göz alıcı üç başlı ejderhanın olduğu siyah kadifeden bir tunik vardı. Boğazına da ağır bir altın zincir takılmıştı. Kılıcı yan tarafındaki kınında duruyordu ve insanlar yüzünü görebilsin diye siperliği açılmış, ince ve altın bir miğfer takıyordu. Genç Prens Valarr, babası tabut sehpasının üzerinde hareketsiz yatarken ayakucunda adeta nöbet tuttu... Dunk, teşekkürle süslenmiş, tuhaf bir baş sağlığı konuşması yapmak için durduğunda Prens Valarr ona buz mavisi gözlerini kırpıştırarak baktı ve "Babam sadece otuz dokuz yaşındaydı. Muazzam bir kral olacaktı. Ejderha Aegon'dan bu yana en iyisi hem de. Tanrılar neden onu alıp sizi bıraktı?" dedi. Başını salladı. "Gidin, Sör Duncan. Gidin." ...Beni bir kez kılıcıyla, bir kez de sözleriyle kurtardı, hem de ayakta duran ölü bir adam olmasına rağmen, diye düşündü Dunk. Bir gezgin şövalye yaşayabilsin diye büyük bir prens öldüğünde, dünya hiçbir anlam ifade etmiyordu. Dunk karaağacının altına oturdu ve suratı asık vaziyette ayağına baktı.
Baelor Mızrakkıran, Valarr Targaryen, Sör Uzun Duncan·Kitabı okudu
Yeşil Elma
"Raymun nerede?" "Sör Raymun, lütfen." Atını eşkin sürerek geldi, tüylü miğferinin altındaki yüzünü aydınlatan amansız bir gülümseme yüzüne yerleşmişti. "Özür dilerim, sör. Onurdan payını almamış kuzenimle karıştırılmamak için armamda küçük bir değişiklik yapmam gerekiyordu." Onlara kalkanını gösterdi. Parlak altın renkteki arka plan aynıydı ve Fossoway elması da orada duruyordu ancak bu elma kırmızı değil, yeşildi. "Halen olgun değilim, korkarım ki... ama yeşil olması kurtlu olmasından daha iyidir, ha?" Sör Lyonel güldü ve Dunk da ruh haline rağmen sırıttı. Prens Baelor bile onaylamış gibiydi.
Raymun Fossoway·Kitabı okudu
Yedinci Şövalye
Kederlenen Dunk, Gökgürültüsü'nü soluk, duygudan yoksun adamların önünde bir ileri bir geri hızla koşturdu. Umutsuzluğa düştüğü için bağırdı. "ARANIZDA GERÇEK BİR ŞÖVALYE YOK MU?" Gelen tek cevap sükunetti. Meydanın öbür ucunda Prens Aerion kahkaha attı. "Ejderhayla alay edilmez." diye seslendi. Sonra bir ses geldi. "Ben Sör Duncan'ın tarafında olacağım." Nehri kaplayan sislerin içinden siyah bir aygır, sırtında siyah bir şövalye ile kendini gösterdi. Dunk, ejderha kalkanını ve kırmızı sırlı, üç kükreyen kafadan müteşekkil sorguçlu miğferi gördü. Genç Prens. Tanrıların merhameti üzerimizde olsun, gerçekten o mu? Lord Ashford da aynı hataya düştü. "Prens Valarr?" "Hayır." Siyah şövalye miğferinin siperliğini kaldırdı. "Lordum, Ashford'daki müsabakalara katılmayı düşünmüyordum, bu yüzden zırh getirmedim. Oğlum bana zırhını ödünç verme lütfunu gösterdi." Prens Baelor neredeyse hüzün içinde gülümsedi. Davacılar kafa karışıklığına uğramıştı, Dunk bunun farkındaydı. Prens Maekar bineğini öne sürdü. "Kardeşim, sen aklını mı yitirdin?" Dunk'ı zırhlı parmağıyla işaret etti. "Bu adam oğluma saldırdı." "Bu adam her gerçek şövalyenin yapması gerektiği gibi mazlumu korudu," diye yanıtladı Prens Baelor. "Bırakalım da yaptıklarının doğru olup olmadığını tanrılar belirlesin."
Baelor Mızrakkıran, Sör Uzun Duncan, Aerion Parlakalev, Maekar Targaryen·Kitabı okudu