" Geliştirilen kafatasçı irkçıliğindan feyz alan devletin en üst düzey yetkilileri eline pergel ve gönye alip kafatasI ölçümleri yapmiyor tabi; Türk olmayan herkese haykiriyor, onların bu
ülkede yaşam haklarının sadece Türke hizmetçilik yapmaktan, ona uşaklık etmekten geçtiğini buyuruyor. Dönemin Adalet Bakani Mahmut Esat Bozkurt"...Türk bu ülkenin efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek
hakları vardır; hizmetçi olma hakk, köle olma hakkı" derken, Celal Bayerin "Türk olmadiğınizı söyleyenin yüzüne tükürün" demesi, ismet Inönüden Atatürke kadar bu yönlü pek çok inci
döktüren devlet yetkililerinin yiğinla konuşmaları mevcut. "
" Bir Kürdün kalbini ve hevesini kırmanın en çabuk yolu ona adaba uygun davranışın erdemleri hakkında nasihatte bulunmak ve onun gösterişli ya da hayalperest var oluş tarzını elestirmektir . "
" Keyifli, Özgür ruhlu, temelde önyargısiz olan Kürt bir kez birine ısınmaya görsün, kelimenin tam anlamıyla her şeyini bu kişiye verir. Cömertlikle iç içe geçmiş bir pervasızlikla, tamamen yabancı birine hoş vakit geçirtmek amacıyla servetler harcanabilir ve hoş bir hizmetin sonunda hesap ödeme onurunun kiminOlacagi uzerine iki eski Kürt arkadaş arasında şiddetli kavgalar yaşanabilir . "
Egitimli Kürtler arasında, kendi uluslarnın tarihlerini araştrmak, gün
Işığına çıkarmak ve geliştirmek isteyen diğer hevesli ulusların bir olgunluğa ve
entelijensiyaya ulaşmalarına yardımcı olan karşılıklı bir destek ve ortak çalışma
alışkanlığinın olmadını da gözden kaçırmamak gerekiyor. Kürt aydınları bunu
yapmak yerine, Uçüncü Dünya'daki diğer aydınlar gibi, Batı'nn eğitsel ve materyal zenginligi karşısında gözlerini kamaştırmaktadır. Kürtler bir Batılı tarafindan yapilan en sınırlı ve en sıradan çalışmayı bile göklere çıkarırken, kendi Kürt kardeşlerinin önde gelen eserlerini herkesten önce kötüleyip küçümsemekte önceligi kimseye kaptırmamışlardır. Îçinde bulundukları çaresizlik dolu mevcut ekonomik ve kültürel koşullardan dolayı kafaları karışan, gücenen ve içe kapanan pek çok Kürt aydını, farkında olmaksızın kendi inkarının bir aracı haline gelmiştir.
W.R. Hay 1921 yılhnda şu isabetli gözlemde bulunmuştu:
"Kürdün kendisini ve kardeşlerini küçümsemek gibi tuhaf bir alışkanlığı vardır; muhtemelen bu alışkanlık Kürde, onu Osmanlılaştırmak ve her türlü Irk duygusunu kökten sökme çabası içinde olan Türkler tarafindan aşılanmıştır . Kürt sürekli olarak, yalnızca dişarıyı gören biri anlamında "zahirbin,", açgözlü anlamında "tamahkar" ve yabani' anlamında "wahşi" deyim-
leriyle kendisinden söz eder." (Two Years 1921-64)
Bu yüzden, sadece geçtiğimiz birkaç yıl içinde bile, Kürdistan'da yapılan
tüm gümüşçülük işlerini Kürt Yahudiler'e, tüm taşıçılık işlerini Asuriler'e, tüm
güzel halıhları Farslar'a, tüm mimari anıtları Ermeniler'e ve Kürt kökenli eserlerin çoğunu Türklere atfeden pek çok makalenin çikmış olması; böylelikle Kürtlere "soylu vahşi" dışında başka bir tarihsel miras bırakılmaması hiç de garip değil . "
" Ayrica modern Kürt tablolaını bölgedeki ve dünyadaki diğer tablolardan
saşmaz biçimde ayıran şey onların rengidir: görünüşe bakılırsa ressam, renk
lerini "birbirine uydurma ve koordine etme" ya da daha fazla renk konusun-
da kendi açgözlülağünü denetleme konusunda hiçbir nosyona sahip değildir
Modern Kürt ressamı Mansur Ahmed, yakınlarda Almanya'nın Göttingen
kentinde açtığı bir sergide ziyaretçilerine şu açıklamada bulunuyordu; "Benim için resim, belirli bir durum ile çekişmenin ve o durumun üstesinden gelmenin bir yoludur. Renklerle bir araya geldiğimde kendi uzak vatanımı, kendi özümü buluyorum" (bkz. Heykel ve Resim).