Doğada bir çok örneği görüldüğü üzere, benim de hafızam zayıf kaldığı oranda başka becerilerim güçlendi. Eğer iyi bir hafızam olsaydı, zihnimi fazla çalıştırmak zorunda kalmadan yan gelip yatacak ve herkesin yaptığı gibi, başkalarına ait fikir ve düşüncelerin hafızam tarafından bana sunulmasını bekleyecektim. Yine aynı sebepten ötürü benim konuşmalarım daha kısa sürer, çünkü yaratıcılığın deposu hafızamdaki kadar geniş değildir eğer hafızam güçlü olsaydı gevezeliğimle dostlarımın kafalarını şişirecektim,çünkü mevzular, sahip olduğum onları ele alma ve kullanma becerisini uyandırmak suretiyle konuşmalarımı uzattıkça uzatacaktı, bu da acınası bir şey olurdu.
Ezbere konuşma konusunda benden kötüsü yoktur herhalde; kendim de hafıza Namına hiçbir şey bulamıyor ve dünyada böylesine şaşırtıcı derecede zayıf hafızadan bir tane daha olmadığını düşünüyorum. hafıza konusunda bir isim yapmaya itibar kazanmaya layık, istisnai ve çok nadir bir vaka olduğum kanaatindeyim. …. Yaşanan deneyimler, en muazzam hafızaların genellikle en cahil insanlar da bulunduğunu gösteriyor. Üstüne üstlük, benim arkadaşlık etmekten daha iyi bildiğim hiçbir şey yokken, kusurumu yüzüme vurmak için kullandıkları sözcüklerden nankörlüğü dile getirmek için faydalanıyorlar. Lafı benim bağlılığıma getirip bunlardan” hafızamı“ sorumlu tutmak yoluyla doğal bir kusurumu ahlaki bir kusuru dönüştürmüş oluyorlar. Çok kolay unutabildiğim doğru ama bir dostumun benden istediği bir şeyi ihmal etmek hayatta yapmayacağım bir şeydir. Benim bu kusurumla yetinilsin ondan bir tür kötülük yaratmaya çalışılmasın, özellikle de benim tabiatıma tamamen zıt bir kötülük.
Verdiğimiz bir söze, ettiğimiz bir yemine gücümüzün ve
imkanlarımızın ötesinde bağlı kalamayız, zira olaylar ve koşullar her zaman bizim kontrolümüz altında değildir ve gerçekte biz sadece irademizin efendisiyiz. İnsani sorumlulukla ilgili tüm kurallar bu gerekliliğin bir sonucu olarak kendilerini iradeyi temel alır ve onun üzerinde yükselirler. 
“…. Cesareti tamamen kendisine ait bir şey kabul ettiği için mi onun başkasında bu derecede bulunmasına katlanamıyor ve kıskançlıktan küplere biniyordu?
Yoksa öfkesinin doğal coşkunluğu yüzünden mi kendisine karşı gelinmesine tahammül edemiyordu?”