Albert Camus'nün Veba adlı eseri, salgın nedeniyle tecrit altına alınan ve ölümcül bir belayla karşı karşıya kalan insanların hikâyesini anlatır. Felaketle birlikte paramparça olan halkın acısı, insani duygulara değer ve kuvvet katar. Yalnızca hastaların feryatlarının duyulduğu salgın kentinde insanlar; sevgi, dostluk, dayanışma gibi temel duyguların bilinciyle omuz omuza verir. Bu durum tehlike anında oldukça kolay olmasına rağmen salgın bittiğinde her şey yine kötüye döner ve sayısız hakiki kahramanın zaafları da yeniden ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle bedenlerin vebasını ruhların vebası takip eder. Salgın süresince dayanışma duygusu, ölümlüler dünyası üzerinde gün gibi ağarsa da bu bir yanılsamadır. Bu eserden ulaşılabilecek sonuç, sadece riyakâr bir dünyada yaşadığının farkında olanların diğerlerine zarar vermemeye çalışacağıdır Çünkü hayat; hakikat ile yalanın, iyilik ile kötülüğün yansımalarının mübadele edildiği bir ayna oyunudur. İşte bu nedenle insan, tüm bu acizliklerine ve dünyanın değişken görüntülerine rağmen yaşamaya ve yaşamı ciddiye almaya devam etmelidir.