Aryan

Aryan
@Aryann
23 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·303 syf.··
2022 4. kitabı
Albert Camus'nün Veba adlı eseri, salgın nedeniyle tecrit altına alınan ve ölümcül bir belayla karşı karşıya kalan insanların hikâyesini anlatır. Felaketle birlikte paramparça olan halkın acısı, insani duygulara değer ve kuvvet katar. Yalnızca hastaların feryatlarının duyulduğu salgın kentinde insanlar; sevgi, dostluk, dayanışma gibi temel duyguların bilinciyle omuz omuza verir. Bu durum tehlike anında oldukça kolay olmasına rağmen salgın bittiğinde her şey yine kötüye döner ve sayısız hakiki kahramanın zaafları da yeniden ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle bedenlerin vebasını ruhların vebası takip eder. Salgın süresince dayanışma duygusu, ölümlüler dünyası üzerinde gün gibi ağarsa da bu bir yanılsamadır. Bu eserden ulaşılabilecek sonuç, sadece riyakâr bir dünyada yaşadığının farkında olanların diğerlerine zarar vermemeye çalışacağıdır Çünkü hayat; hakikat ile yalanın, iyilik ile kötülüğün yansımalarının mübadele edildiği bir ayna oyunudur. İşte bu nedenle insan, tüm bu acizliklerine ve dünyanın değişken görüntülerine rağmen yaşamaya ve yaşamı ciddiye almaya devam etmelidir.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şu hayatta hepimizin eksiği, kusuru diz boyu. Yanılmam zanneden, en çok yanılır. Her şeyi bildiğini düşünen, aslında bir baltaya sap olamayandır. Üstünlük taslayan, en geriden gelendir. Beşer dediğin adı üstünde zaten şaşar. Yıkılmam sanırken ayağımız kayar, düseriz; oldum zannederiz, her sözümüzden ve davranışımızdan acemilik fışkırır; vardım zannederiz, bir de bakarız bir arpa boyu bile yol katetmemişiz. "Piştim." dersek hamlık sınavından geçemeyiz. Çoktur eksiği, yanılgısı insanın. Yine de bunların tümü duruma göre hoş görülebilir hatta affedilebilir. Ama bir kural var ki onu asla unutmamak koşuluyla. Küpe gibi kulağında duracak her daim o kural. En sisli sabahlarda, en puslu yollarda ışık veren, titrek ama sabit bir mum alevi gibi. Öyle bir kural ki son derece basit ama bir o kadar temel: "Kalp kırmayacaksın!"
Galiba biz bu işi kıvıramayacağız. En son model akıllı telefonu da alsak, taksitle arabaya, krediyle eve girsek, oğlanla kızı şu sınavlarda çok başarılı olan okula da yazdırsak, spora başlasak, hafta sonları lise arkadaşlarıyla buluşup balığa da gitsek aynı son: Hiçbiri bizi mutlu etmeye yetmeyecek çünkü tüketim hikâyenizin -para ve kalori dahil aslında sizin mutlu olup olmamanızla ilgilendiği yok. Unuttuysanız bir hatırlatalım: Hayır, aldığınız son model akıllı telefon sizi mutlu birisi hâline getiremeyecek. Hatırımızı soranlara gayri ihtiyari "iyilik sağlık" desek de işin özeti, epey mutsuzuz Mutlu olsaydık yılların Psychology dergisi "Mutlu olmayı başaramadık, bari salalım gitsin!" diye kapak konuları yapmazdı.
Aşk, iki kişilik bir başkaldırıdır. Gerilmiş bir cambaz teli düşünün. Aşıklar, ellerinde bir denge çubuğuyla bu telin üstünde birbirine doğru yürür. Denge çubu ğunun bir ucunda akıl zekâsı, diğer ucunda gönül zekâsı vardır Aşıklar, her ikisini dengeleyerek bir- birine kavuşmaya çalışır. Onlar, toplumun gerdiği bu telde yürürken aşağıda âşıkların telden düşmesi için onları yuhalayan hatta telin gerildiği direkleri sallayan pek çok insan vardır. Bunlar, aşıklara yapmadıklarını bırakmaz. Onlara ateş püskürür, abuk sabuk laflar atar ve onları taşlar. Telin altında ağ varsa aşıklar güvenini yitirsin diye ağın gerili olduğu ipleri keser. Telin üzerindekiler de toplumun bu değerlerini kabullenmek zorunda olduklarını hisset- tikleri anda telden düser ve ask sakatlarına dönüşür. Bu aşk sakatları, o günden sonra sağda solda dolaşarak başka aşk sakatlarını arar, el ele tutuşup birlikte yürümek için.
Ülkemizde bir insanın, hayatını sürdürebilmesinin en önemli koşullarından biri de hafızasını kaybetmesidir. Çünkü ülkemizde hafıza kaybetmeden yaşamak, hemen hemen olanaksızdır. Dikkat ederseniz Polis Radyosu'nun kayıp ilanlarında bir tek hafıza kayıpları okunmaz. Çünkü bu tür ilanlar için bir değil, birkaç radyo istasyonu gerekir. Çevremize bir göz atacak olursak hafızasını kaybetmiş binlerce insana rastlayabiliriz. Bunlar aşklarını, ideallerini, değerlerini, doğrularını kaybettikten sonra günün şartlarına uygun olarak yaşayıp gitmektedir. Kişisel hafıza kayıplarının yanı sıra toplumsal hafıza kayıpları da toplumumuzun vazgeçilmez bir parçasıdır. Bilindiği gibi, memleketimizde iş adamından sanatçıya ya da politikacıya kadar dilediğiniz her şey olabilirsiniz ama ne yaparsanız yapın bir türlü rezil olamazsınız. Çünkü unutulur, iki gün sonra kimse hatırlamaz.