Herkesin Bilebileceği Şeyler ve Biraz da ‘’Rahip Yalancılığı’’
Hemen girişte belirtmek isterim ki, bu kitaba yazacağım incelemeyi daha çok bir zaman kaybı olarak görüyorum. Ama diğer yandan, söylemek istediğim -söylemekten kastım küçük çaplı bazı saldırılardır- noktalar var. En azından bu inceleme, bu kitaba ‘’dışarıdan’’ bakan biri tarafından bu siteye not düşsün diye yazıyorum.
Normalde Sinan Hoca, benim düzenli olarak takip ettiğim, konuşmaları az veya çok zihnimin bir yerlerinde kapılar açan bir insandır. Tabi Youtube kanalındaki konsept daha çok soru-cevap üzerinden şekillendiği ve konular daha çok seküler ağırlıklı olduğu için ‘’kendisini’’ gerçek anlamda dışarı vuramıyor haliyle. Ama bu kitap, kanalında bilgece konuşan ve her fikri kucaklar gözüken Sinan hocadan daha farklı bir Sinan Canan portresi çıkarıyor karşıma. Ve bunu, özellikle de bir bilim insanına yakışmayacak bir biçimde ve benim en aşağılıkça bulduğum bir tutumla, bir ‘’hakikat burada’’ savunusuyla yapıyor. İşler bu noktaya varınca da bende birtakım kıvılcımlanmalar meydana geliyor, zihnimin derinliklerinde çelikten parıltılar peydah oluyor. Bileniyorum dostlar, keskinleşiyorum vurmak için ve affım olmayacak... Susadım çünkü şarlatanların canına!
Öncelikle hocamız, Müslüman bir bilim insanı olması hasebiyle kitabın çeşitli yerlerinde sürekli İslam'ın bilimi teşvik ettiğini savunuyor. Tamam, iddia etmesinde bir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı bundan sonra, tezini gerekçelendirmek için kullandığı ve avamın dahi diline düşmüş safsataları kullandığında başlıyor. Nedir bunlar? ‘’Akletmiyor musunuz’’, ‘’düşünmüyor musunuz’’ vb. ifadelerin sanki insanları bilim yapmaya teşvik etmek için söylendiği savunusu. Ne hayal kırıklığı ama! Yani okumaktan nasibi olmayan bütün bir toplumun tutup da benimsediği bir yalanı