Fakat bir tiranın gözdeleri tiranın zulmünden asla korunamazlar; çünkü onun her şeyi yapabileceğini, onu bir şey yapmak zorunda bırakacak ne hukuk ne de görev olduğunu, kimsenin onunla eşit olmadığını ve onun herkesin efendisi olduğunu ona öğretmişlerdir. O da kendi iradesinden başka bir nedenin olmamasına alışmıştır.
Kuşkusuz kötü kralların yanında bulunmuş kalabalık arasında, daha önce başkalarına karşı kışkırttıkları tiranın gaddarlığına uğramayanlar çok azdır veya hiç yoktur. Zaten bunlar da çoğu zaman onun himayesinin gölgesinde, başkalarının yok oluşları ile bıraktıkları mal mülkle zenginleşmiş ve kendileri de yok edildiklerinde bırakacakları mal mülklerle başkalarını zenginleştireceklerdir.
Sanki bir tiranın altında bir şeylere sahip olmak mümkünmüş gibi mülk sahibi olduklarını söyleyebilmek isterler; ysa her şeyi herkesten alma ve kimseye hiçbir şey bırakmama gücünü tirana verenin kendileri olduğunu unuturlar.
Tiranların kendilerini sağlamlaştırmak için halkı itaate ve kulluğa alıştırmaya çalışmakla kalmayıp aynı zamanda kendilerine karşı bir tür tapınmaya alıştırdıkları apaçık değil midir?
Aslını söylemek gerekirse, şehirlerde daha kalabalık olan halkın cahil kesiminin doğal eğilimi bu yöndedir. Onu sevene ve onun için kendini feda edene karşı kuşku duyarken, onu kandırana ve ona ihanet edene tamamen güvenir.