İleriki bölümlerde ayrıntısıyla ele alacağımız Siyasi İslamcılar ise zaten Tanrı'dan ruhsatlıydı ve mutlak doğruları uğruna şu darül harpte işledikleri bütün günahlar ve içine düştükleri ahlaksızlık mukaddesti, dava uğrunaydı(!)
"Bu durumda Marks ve Engels'in Makrsizm'e göre siyaset yapması, mesela bir meydan muhasebesinde bir ordunun başına geçirilen generalin çatışmanın aslında kendi ordusuyla diğer ordu arasında değil de süvarilerle piyadeler arasında olduğuna inanması ve öyle davranması gibiydi. Tabi öyle yapmadılar. Daha başlangıçta mesela Rusya'ya karşı Polonya milliyetçiliğini, İngiltere'ye karşı İrlanda milliyetçiliğini savundular. Çünkü Rus ve İngilizlerin komünizme zarar verdiğini düşünüyorlardı."
İnsanlar böyledir. Tom Friedman'ın ''Lexus ve Zeytin Ağacı''ndaki benzetmesiyle bir bizon sürüsü gibi davranırlar. Birkaçı bir yöne koşmayagörsün, bütün sürü o yöne doğru koşmaya başlar. Önüne çıkan her şeyi de yıkar ve geçer.
''Farabi, felsefe ile dinin aslında aynı gerçekleri söylediğini fakat avam felsefeyi anlayamayacağından onlara hakikatin din zarfında konulup iletildiğini söyler.''