İskender Öksüz

İskender Öksüz

Yazar
8.9/10
122 Kişi
·
322
Okunma
·
37
Beğeni
·
1565
Gösterim
Adı:
İskender Öksüz
Unvan:
Türk Yazar, Kimyacı
Doğum:
İzmir, Türkiye, 14 Eylül 1945
14 Eylül 1945 İzmir doğumlu olan İskender Öksüz İngilizce ve Almanca bilmektedir. 1969 Yale University (Ph. D.),1968 Yale University (Master of Science), 1966 Ege Üniversitesi (Kimya- Fizik Lisansı) almıştır. Halen, Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Öğretim Üyesi.

Uzmanlık Alanları : Teorik Kimya, Fiziko-Kimya, Bilgisayar Uygulamaları ve Programlama (C, C++, FORTRAN, Assembler, PC Sistem Programcılığı), Nümerik Metodlar (optimizasyon, matrisler, simülasyon, Monte Carlo metodları, Görüntü işlem " Image Processing"), Bilgisayar Yardımıyla Eğitim (CAL).

Ayrıca internet sitesinde güncel olarak "Düşünceler" başılığı altında yazılarını yayınlamaktadır.

İskender Öksüz, kitaplarında bizi inceler: Türkleri, Türkiye’yi,
dünyanın bize, bizim dünyaya bakışımızı. Bunu bir gazete okuru
düzeyinde yapar. Eğitimden bahsettiğinde üç ülkenin dört
üniversitesinde, dört ayrı uzmanlık alanında hocalığı ve rektörlük
düzeyinde üniversite yöneticiliğine kadar deneyimiyle yazar. Bilim
anlatıyorsa dünyanın en ünlü üniversitelerinden birinden alınan
derecelerinden, en ünlü dergilerinde yüzlerce atıf alan yayınlarından
hareket eder. Yönetimden söz açtığında deneyimi bir dükkândan, bir holding genel koordinatörlüğüne, 10’a yakın şirkete ve borsaya, kaliteye ve yönetim
bilimine uzanır. Siyasette sadece etkilenmemiş, kurduğu ve girdiği
STK’larla, 1960’lardan beri yazdıklarıyla siyaseti etkilemiştir de. Kitapları “çok satar- best seller”değildir, “uzun satar- long seller”dir: 1977’de yayınlanan ilk kitabı hâlâ her yıl yeni baskı yapar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de ünlü
romancımız Emine Işınsu Öksüz’ün eşidir.
Bir halkı yok etmek için atılacak ilk adım hafızasını silmektir. Kitaplarını tahrip edin, kültürünü ve tarihini tahrip edin. Sonra birilerine yeni kitaplar yazdırtın, yeni bir kültür imal edin, yeni bir tarih icât edin. Kısa bir zaman sonra millet kim olduğunu ve bir zamanlar ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. O milletin çevresindeki dünya ise o milletten daha da çabuk unutacaktır.
İskender Öksüz
Milan Hubli, Gülüşün Ve Unutuşun Kitabı - Milan Kundera
Kruşçev döneminde Bulgaristan'da bir dershanede, hoca tarih anlatırken okul müdürünün sınıfa girip öğretmenin kulağına fısıltıyla, Stalin'in artık büyük kurtarıcı olmadığını, bu hususun az önce Sofya'dan, oraya da Moskova'dan tebliğ edilen bir emirle belirlendiğini söylediğini, bunun üzerine hocanın öğrencilere dönüp ''Şu ana kadar anlattıklarımın hepsi yanlıştı. Doğrusunu şimdi anlatacağım'' dediği meşhurdur.

Şimdi de bir takım ''âkil'' adamlar, şimdiye kadar söylenenlerin hepsinin yanlış olduğunu, doğrusunu şimdi anlatacaklarını söylüyorlar. Fakat bu defa proje daha büyük. Kompresörlü fırça tek tek insanları değil, bir milletin tamamını silmeye çalışıyor; hem de o sildikleri milletin gözünün içine baka baka.
Gelişmiş ülkelerde insanlar, kanundan sapanları, "seninle mahkemede görüşürüz" diye uyarır. Türkiye'de "istersen mahkemeye git"...
Etiler'in ve bu arada Adem Baba'nın da Türk olduğunu ispat çabaları ne kadar komikse, Türk diye bir millet olmadığını, o milletin bin yıldır Türkiye denilen bu ülkede hükümran olmadığını iddia etmek de o kadar komik.
"Anlayamadığım nokta şu: Fransızlık, Almanlık, İspanyolluk, Yunanlılık, Ermenilik kimseyi rahatsız etmiyor ama Türklük...Aman sakın. Bilimsel olarak sakıncalı!"
Başkasının parasını başkası için harcayan ne fiyata ne de kaliteye dikkat etmek zorundadır. Friedman, "İşte" der, "BU DEVLET BÜROKRASİSİNİN DAVRANIŞIDIR"
1984'ün ve Hayvan Çiftliği'nin George Orwell'i de benzer şeyler söylemiş:
"Bir halkı tahrib etmenin en etkili yolu, kendi tarih anlayışlarını reddetmek ve yok etmektir."
309 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Türkiye'de birçok kişi, Türk ve İslam dünyasının neden geri kaldığı hakkında fikir yürütmüştür. Kimisi, tekil nedenlere kimisi ise çoğul nedenlere bağlamıştır. Ancak neden analizi genellikle eksik kalmıştır. Örneğin yeni ticaret yollarının bulunması nedeni diyenler, bu ticaret yollarının bulunmasından 200 yıl sonra duraklama ve gerileme başlamasını açıklamamıştır.

İşte bu kitap, tarihin derinliklerinde bulunan kaynaklar ile geri kalmamızın dört önemli başlığı, Tarih, Devlet, Ekonomi ve Yönetim nedenleri ile açıklamıştır.

Prof. Dr. İskender Öksüz'ü anlatmaya gerek yoktur. Bizzat tanıştığım en çok kitap okuyan insanlardan biridir. Bu nedenle, konulara derinlemesine girebilecek birçok anahtara sahip bir kişidir. Bilim adamı olma kişiliği de bu anahtarları doğru kapıya sokmasına ve doğru bilgiye ulaşmasına neden olmaktadır.

Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
240 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
Türk Millet'inin bugün bulunduğu hallerin değerlendirilmesinin iyi yapılması, üzerimizden olumsuzlukların kalkması için oldukça önemlidir. Kitap bu olumsuzlukları çeşitli değerlendirmeler ile ele alıyor. Böylelikle içimizde oluşacak yeis (ümitsizlik) durumunu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Nitekim Hoca kitabın sonunda umutlarından bahsetmeyi ihmal etmiyor.

Önemli bir ayrıntı olarak hocanın okuduğum 4. kitabı olması hasebiyle benzer ifadelerin tekrarını oldukça çok hissettim. Ancak bu durum olumsuz bir yargı olarak değerlendirmeyin. Bilakis konunun ehemmiyeti açısından oldukça önemlidir.
376 syf.
·4 günde·10/10
İskender Öksüz'ün çıkan son kitabı. Diğer kitaplarından da kesitler var, zaten kitaplarında anlattığı konular birbiriyle bağlantılı. Bu sebeple diğer kitaplarını okuyanlar daha rahat anlayacaktır, gerçi İskender Hoca ülkeyi yönetenlerin/prof. diye geçinenlerin anlayamadıkların -belki anlamak istemediklerini- en açık şekliyle anlatıyor.

İskender Öksüz okuyunca insan şunları öğreniyor;

-Milliyetçilik nedir? Ne değildir.
-Etnisite, kavim ,kabile ,ümmet ve milleti birbirine karıştırmamayı,

Bazı popüler yanlışlara da düşmüyorsunuz ;

-Ulus devletlerin sonunun geldiğini düşünme
-Çokkültürlülüğün mümkün olduğunu iddia etme
-İbrahimi Millet...
-
376 syf.
·40 günde·Beğendi·9/10
Yazar kitabında millet nedir milliyetçilik nedir sorularına cevap arıyor. Bunu yaparken konuyla ilgili görüş belirten, kitap yazan tüm bilim adamlarının yazdıklarından hiç birini tamamen reddetmeden sentez yapıp bir cevaba ulaşmaya çalışıyor.. Yazara göre Mehmet Akif ırk derken, Galip Erdem soy şuuru derken, Anthony Smith etnie derken, Azar Gat kan-kültür derken aslında aynı şeyden bahsetmektedir. Bu da kültürdür. Ama genlerimize işlemiş bir kültür.
Kitapta "millet ne zaman" sorusunun cevabına da ulaşıyorsunuz.. Milletin ortaya çıkışının dönüm noktalarından birisi iletişimdir. İletişimin menzili genişledikçe milletler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu da yazının bulunması ve atın evcilşeştirilmesi sayesinde olmuştur. İletişimin genişlemesi devleti, devlet de milleti yaratmıştır. Kısacası "millet" ve "devlet" yazı ile başlamıştır.
İletişim - devlet - millet
İletişim - millet - devlet..
376 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
İskender Hoca'nın bütün kitaplarından aldığım keyfi bu kitapta da aldım. Birçok konuda bilgilerim tazelendi. Önemli olacak hususların altı çizildi. Kendi ifadesi ile kitap bizlere Milliyetçiliği öğretti ve kitaptan edindiğimiz bilgi ile biz de milliyetçiliği öğreteceğiz.

Ancak iki husus var değinmeden edemeyeceğim. Hocanın kitapları arasında aynı ifadeler ne yazık ki çok fazla. Aslında bu durum hem iyi hem de kötü sonuçlar doğuruyor. İyi oluyor zira konunun ehemmiyeti düşünüldüğünde birkaç tekrar bizim daha iyi kavramamıza neden oluyor. Kötü sonuç ise başka başlıklar altında çıkan kitapta başlıkların altı yeni bilgiler ile dolmuyor. Örneğin bu kitaptaki bilgiler Din Bilim ve Türkçülük ile dolacağına diğer kitaplarının başlıklarındaki bilgiler ile dolmuş. İkinci eleştirdiğim husus ise bu kitabın orta kısmını oluşturan ve kendi özel hayatı ve ilgi alanı olan fizik kimya çalışmalarının gereğinden fazla hatta biraz sıkıcı boyutta bulunması. Kitabın önemli bir başlığı bilim olmasından kaynaklandığını düşünüyorum, ancak bilimi bu denli detaylı bir örnekle açıklamak yerine küçük ama sık örnekler ile açıklamak daha iyi olurdu kanısındayım.
309 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Yazarımız Prof. Dr. İskender ÖKSÜZ eserine şöyle başlıyor: 'Bu, tarafsız bir gözlemci kimliğiyle anlatılan bir hikâye değildir. Ben bir Türk milliyetçisiyim ve bu kimliğimle daima Türkiye'nin lehine olanları bulup çıkarmak, aleyhine olanları da teşhir etmek gayretinde oldum. İsterseniz son cümledeki 'Türkiye' yerine 'Türklük' de diyebilirsiniz ama birincinin yararına olan zaten ikincinin de yararınadır ve bunun tersi de doğrudur.' Kendi dünya görüşünü en başta okuruyla paylaşan Öksüz, "Niçin Geri Kaldık?" sorusuna tarih, devlet teşkilatı, ekonomi ve yönetim hususlarında cevap aramakla kalmıyor, tüm bu sorun sarmalında ülkemizi gelişmiş ülkelerle kıyaslayıp çözümler de üretiyor. Bizler Türk insanı olarak evlerimizde, kahvehanelerde ya da meyhanelerde iki kişi bir araya gelmeyegörelim memleketi kurtarmaya bayılırız. Bugünün kurum-kuruluşlarının, hükümetin ve muhalefetin iş ve işleyişleriyle ilgili günü ilgilendiren eleştirilerimizi sıralayıp nefsimizi rahatlatırız. Ancak ehl-i akıl bilir ki koskoca bir devletin, milletin geri kalışı dünden bugüne olmaz. Tabidir ki yükselişimiz, ilerleyişimiz de birden bire olmayacaktır. Bunları söyleme nedenim eleştiri yollarını kapamak, bu ülke için fikir yürütmenin gereksiz olduğuna işaret etmek değil kuşkusuz. Aksine ülkemiz, evlatlarından her zaman en yaratıcı, en terakki fikirleri bekler. Sayın İskender Öksüz'ün eserini ve benzer nitelikteki yapıtları da bu nedenle önemsiyorum. Havanda su dövmemek için, beylik lafların altına sığınmamak için düşüncelerimizin altını doldurmalıyız. Eseri hangi görüşten olursa olsun ülkesini ve milletini seven herkese tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
368 syf.
·Beğendi·10/10
İskender Öksüz'ün bir kitabını okuduysanız diğerlerini okumak için yeterince sebebiniz vardır.Moda bir söylem olan ''üst akıl''a karşı çıkarak bizim için büyük ve çözülemez görülen sorunların kökenlerini ve bu sorunların çözümlerini Oecd araştırmalarının sonuçları üzerinden bize anlatıyor.
376 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
İskender Öksüz, tanıdığım en fazla kitap okuyan insanlardan biri. Bu durum yaşının verdiği birikimle de perçinlenmiş nicelik olarak da büyük rakamlar ile bahsedebileceğimiz boyutlarda. Bunun yanı sıra iyi bir bilim adamı olmanın verdiği, bilimsel bakış, değerlendirme ve literatürü tarayarak doğru bilgi vermek gibi özelliklerine sahip. Bütün bu saydığım özellikler neticesinde harika yapıtlara imza atması kaçınılmaz oluyor.

Bu kitap Milliyetçilik hakkında aklınıza gelebilecek her türlü soruyu en basit ifadeler ve birçok bilimsel bilgi ile cevaplıyor. Örneğin milliyetçilik bitiyor mu? Globalizm milliyetçiliği geçecek mi? Milliyetçilik Fransız ihtilali ile mi başladı? İslamda milliyetçiliğin yeri nedir? Milliyetçilik sadece kan bağı mıdır?

Bu sorulara alternatif bakışlar ile orjinal fikir sahibi olmak için mutlaka okuyun derim.
245 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Kitabın eski baskını Hocanın "Ayhan Tunçgil" mahlasını kullandığı zamanlardaki halini okudum.

Kitap milliyetçiliğin doldurulmamış ama malzemesi bol olan kısmını doldurmak için hazırlanmış orijinal bir kitaptır. TMFS teori kısmı ile milliyetçiliğin aksiyoner ve pratik halinden ziyade düşünce kısmı ile ilgili bilgiler ve teoriler verilmiştir.

Dikkatli tane tane okunması gerekilen bir kitaptır.
263 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Aslında kitabın ilk ilgimi çeken yanı adıydı..Almaya ve okumaya karar verdim.. Okumaya başladığımda gördüm ki yanılmamışım..Günümüzde gerçekten Türk’üm demeye korkar, çekinir hale getirdiler bizi..Türk’üm demeyi ırkçılıkla eşdeğer tutup ayıpladılar…Sen “Türk’üm” dersen başkası da “Kürdüm,Gürcüyüm,Çerkezim,Arnavutum “ v.b der bölünürüz diye bir algı oluşturulmaya başlandı..Aslında bu etnik kimlikleri bu şekilde konuşarak “uyandırdıklarının” farkına varamadılar..Andımızı kaldırdılar..”Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü her yerden silmeye çalıştılar..Bunda kısmen başarılı da oldular..Türk dememek için “anayasal vatandaşlık” “Türkiyelilik” gibi garabetler uydurdular..Türklüğü küçük bir etnisiteye indirgediler..”Türk Milleti” yerine “milletimiz” “aziz milletimiz” gibi kelimeler kullandılar..Adeta Türklüğü unutturmaya çalıştılar..Milliyetçiliği ayaklar altına!!! aldılar…Adeta kökü ümmetçiliğe dayanan Türk’süz bir milliyetçilik oluşturmaya çalıştılar..
İşte İskender Öksüz bütün bu konulara kitabında cevaplar vermeye çabalıyor..Karşı tezler ileri sürüyor..Bence bunda başarılı da oluyor..Milliyetçiliğin ırkçılıkla alakası olmadığını; milliyetçiliğin Batı'daki ve ülkemizdeki tarihi gelişimini ve güncel yansımalarını anlatarak cevaplamaya çalışıyor..Günümüzde çok sık kullanılan “ümmet” ve “millet” kavramlarını karşılaştırıyor..Milleti tanımlarken Yusuf Akçura’dan, Ziya Gökalp’ten ve Mustafa Kemal Atatürk’ten örnekler veriyor..Karşılaştırmalar yapıyor.. Milliyetçiliğin ne ifade ettiği ya da etmesi gerektiği üzerinde durduktan sonra Türk milliyetçiliği üzerinde oynana
n oyunlardan, bu oyunların bize ne gibi sonuçlar doğuracağından bahsederek bize yol gösteriyor.. Sonuçta “Türk Milliyetçiliği” “ayrıştırıcı” değil “birleştirici”dir.Hoca bize bunu anlatmaya çalışıyor..
Milliyetçiliğin ne manaya geldiğinin yanında günümüzde milliyetçiliği bekleyen tehditleri ve tehlikeleri çok yönlü ve anlaşılır şekilde anlatan bu kitap, meraklılarının mutlaka okuması gereken, yol gösterici bir niteliğe sahip.

Yazarın biyografisi

Adı:
İskender Öksüz
Unvan:
Türk Yazar, Kimyacı
Doğum:
İzmir, Türkiye, 14 Eylül 1945
14 Eylül 1945 İzmir doğumlu olan İskender Öksüz İngilizce ve Almanca bilmektedir. 1969 Yale University (Ph. D.),1968 Yale University (Master of Science), 1966 Ege Üniversitesi (Kimya- Fizik Lisansı) almıştır. Halen, Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Öğretim Üyesi.

Uzmanlık Alanları : Teorik Kimya, Fiziko-Kimya, Bilgisayar Uygulamaları ve Programlama (C, C++, FORTRAN, Assembler, PC Sistem Programcılığı), Nümerik Metodlar (optimizasyon, matrisler, simülasyon, Monte Carlo metodları, Görüntü işlem " Image Processing"), Bilgisayar Yardımıyla Eğitim (CAL).

Ayrıca internet sitesinde güncel olarak "Düşünceler" başılığı altında yazılarını yayınlamaktadır.

İskender Öksüz, kitaplarında bizi inceler: Türkleri, Türkiye’yi,
dünyanın bize, bizim dünyaya bakışımızı. Bunu bir gazete okuru
düzeyinde yapar. Eğitimden bahsettiğinde üç ülkenin dört
üniversitesinde, dört ayrı uzmanlık alanında hocalığı ve rektörlük
düzeyinde üniversite yöneticiliğine kadar deneyimiyle yazar. Bilim
anlatıyorsa dünyanın en ünlü üniversitelerinden birinden alınan
derecelerinden, en ünlü dergilerinde yüzlerce atıf alan yayınlarından
hareket eder. Yönetimden söz açtığında deneyimi bir dükkândan, bir holding genel koordinatörlüğüne, 10’a yakın şirkete ve borsaya, kaliteye ve yönetim
bilimine uzanır. Siyasette sadece etkilenmemiş, kurduğu ve girdiği
STK’larla, 1960’lardan beri yazdıklarıyla siyaseti etkilemiştir de. Kitapları “çok satar- best seller”değildir, “uzun satar- long seller”dir: 1977’de yayınlanan ilk kitabı hâlâ her yıl yeni baskı yapar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de ünlü
romancımız Emine Işınsu Öksüz’ün eşidir.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 322 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 168 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.