Sabahattin Ali çok güzel özetlemiş:
" Uğruna bir şeyler yaptığınız için pişman etmeyecek insanlar için çabalayın, sizin verdiğiniz bütün emekleri görmezden gelen insanlar için değil. Çünkü bir şeye boşa emek verdiğinin farkına varmak kadar kırıcı bir şey yok hayatta."
Sevdiğim, önemsediğim insanların arkamda durmasını beklerken, daha nerde durması gerektiğini bile bilmedikleriyle yüzleştiğim o an.. Durup bunca harcadığım zamana yazık diye haykırasım geliyor. Çok sabırlıyımdır. Bardağın o son damlasına kadar bekler ya da karşı taraf için çabalarım ama o taşan son damladan sonra dünya tersine dönse bile benim için geri dönüşü olmuyor. Sürekli alttan alan sabırlı olan tarafın benim oluyor oluşumda bir sorun yok. Eğer karşı taraftan bir hareket, bir çaba görürsem her şeyi görmezden gelebilirim. Hataların telafisi olur da, düşüncesizliğin ve sadakatsizliğin telafisi yok. Omuzlarıma yük olanı gözümü kırpmadan hayatımdan çıkarabilirim artık. Ve bunu yaparken asla kendimi sorumlu hissetmem çünkü ayıp olmasın diye kalbini kırmadığım insanları bir dağ gibi kendime yük yapışım ve en sonunda o dağın altında kalanın benim oluyor oluşum yoruyor. Peşinden koşmam artık hiçbir şeyin, hiç kimsenin. hiçbir şeyi düzeltmek için çabalamam. Siz buna kalpsizlik mi dersiniz, vazgeçmek mi orasını bilemem.