Hristiyan tarikatı olmalarına,İsa'yı peygamber kabul etmelerine rağmen,mucizelere ve İsa Peygamber'in Allah'ın oğlu olduğuna inanmıyorlardı.Bu inançlarından vazgeçmedikleri için de yıllar boyunca,Katoliklerden ve Ortodokslardan çekmedikleri kalmamıştı.Aynı tarihlerde, Anadolu'da yayılmakta olan hoşgörülü, sevecen, insancıl nitelikleriyle Arap İslamiyeti'nden ayrılan Anadolu Müslümanlarının tasavvuf felsefesini ve Alevilerin Tanrı'ya yaklaşımını andıran bir din anlayışı idi bu.Tıpkı onlar gibi, Zerdüşt'ten etkiler taşıyan, şekilsel teferruattan çok,içsel derinliğe önem veren bir yol tutmuşlardı.
Radovan Karadziç, Avrupa Topluluğu'na Bosna Hersek'in de başvurusunu yaptığını duyduğunda,terbiye sınırlarını aşarak,"Bu çocuk ölü doğar.Topraklarımızda bir Müslüman piçinin doğup büyümesine asla izin vermeyeceğiz," demişti.
Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Hırvatistan ve Slovenya'nın Yugoslavya'dan kopuşlarının uluslararası camiada tanınmasını geciktirmek için elinden geleni yapıyordu.Bosna Cumhurbaşkanı, bütün hazırlıklar tamamlanmadan,vaktinden evvel onaylanacak bir tanımanın, Bosna'yı çok zor bir duruma sokacağını iyi biliyordu.