Eski olmasına rağmen harika bir eser. Geçerliliğini yitirmemiş. Evlenmeyi düşünen ve yeni evli çiftlere özellikle tavsiye ederim. Çeyiz/düğün hediyesi olarak dahi vermeyi düşünüyorum. Çok kaliteli bir eser... (Genç ve çocuk basımı da varmış sanırım.) Ben de kendi sevgi dilimi öğrendim. Eşiminkini de öğrendim. Bazı şeylerin sebebini daha iyi anladım. Farkındalık kazandırdı resmen :)
5 Sevgi DiliGary Chapman · Sistem Yayıncılık · 200612,4bin okunma
Genele hitap ettiğini düşünerek almıştım :) Genç erkekler için yazılmış, makul güzel bir kitap. (Deneme şeklindedir.) Kısa sürede okunur, bunaltıcı bir dili yok, sade ve akıcı.
İlgi duyan herkese mutlaka tavsiye ederim. Bir nevi kendinizi ve insanları keşfe çıkıyorsunuz.
Konya Belediyesi'nin ücretsiz uzaktan eğitim platformu Kuzem sayesinde İbrahim hocamızı tanıdım. Orada kendisinden grafoloji ve bütüncül analiz ile insanları tanıma kursu aldım. (Yaklaşık 3'er aydan 6 ay boyunca.)
Yazı ve imza analizi kursunda çok farklı şeyler öğrendim. O zamanlarda hocamızın kitabı yoktu, çıktığında da pekiştire pekiştire okumak istedim, çapraz okumalar da yaptığım için bitirmesi uzun sürdü :)
Bu tarz farklı kişisel gelişim eğitimlerine ilginiz merakınız varsa kesinlikle tavsiye ederim. (Özellikle işi sevdası yazıyla olanlara.)
Tam 450 dipnotla tez mi okudum yoksa roman mı, anlayamadığım bir kitap oldu :)
44. Sayfadan itibaren bu kitabı aldığıma pişman oldum... Popülerliğine kanıp aldım. Muhafazakar bir bakış açısına sahip olanlara asla tavsiye etmiyorum.
Kitabın ilk sayfasında "Bu sana göre değil" diyor. Haklıymış... Keşke ciddiye alsaydım...
Biraz daha sabredip bu kitabı okuyacağım dedim. 76. Sayfaya gelince ancak ilgimi çekmeye başladı. Tımarhanedeki annenin evlâdına yazdığı mektuplara gelene dek... Kitabın çekiciliğini bir noktada bu mektupların yazılışı sağlıyor. (Asimetrik, tekrarlayan, karışık yazılar, tersten basım vs.) Kitabı her şekilde okudum :)
Metin içerisinde çok fazla küfürlü diyaloglar var... Dipnotlarda da belaltı metinler çokça verilmiş. Saçma sapan şeyler okudum... Ve yine pişman oldum...
2 ayraçla okudum... 3 tutacakla da ayrıca okuduğum yerleri kapattım aynı yerleri tekrar okumamayım diye.
(144. Dipnot'u çözemeyen oldu ise:
Tamamen tersten yazılmış, okuyana kadar zaten ne anlattığını unuttum. Sebebi neydi ki... ( Tek bir sayfada var sandım,
neyse okuyayım beyin egzersizi olur tersten okumak dedim. Baktım 12 sayfa daha böyleymiş. Zaten pamuk ipliğindeki hevesimi korumaya çalışıyorum, bunları da tersten okumaya çalışırsam eyvah eyvah dedim. Artık 2. Ters yazıda yazının fotoğrafını çekip aynalama yaptım, baktım yazı tanıdık geliyor. Ne olabilir diye inceledim. Meğerse öndeki düz yazı arkada ters yazıymış. Artık aynalama yapmama gerek kalmadı yani :) Bunu çözmek beni mutlu etti :) )
30 sayfa bir ön yazı var ve bu sayfaları kitabın sayfa sayısından düşmüşler. 766 sayfa gözüküyor ama aslında 796 sayfa.
Nihayet bitirdiğim için çok mutluyum, anlatım çok karışık, ne anlatıyor ya diye sürekli sorguladığım bir kitap oldu. Zamanıma acıdım sadece. (Filmi yapılsaydı belki ilgi
İsminden dolayı ilgimi çeken bir eser oldu. Dili gayet akıcı. Genç bir erkeğin içsel çatışmasını anlatıyor (?) Karamsarlık hissettirdi bana sürekli. Ancak içerik olarak bana çok hitap etmediğini düşünüyorum. Her ne kadar böyle düşünsem de beğendiğim epey satır oldu:
"Başkalarının sende değiştir diye aptal bir hayatın devinimlerini kurcalıyorsun."
"Duvarların sarılanacak yerlerinin olmamasına da artık şaşırmıyorsun. "
"Oysa elimizde oynayıp durduğunuz yalnızlığınız kuru, kupkuru bir tehditten başka bir şey değil."
"Burnunun dibine dikilen dertlerini çözmekten ve onları nihayete erdirmekten korkuyorsun. Çünkü seni çekilmez, çekilmez olduğu için de biraz tenha bırakan bu korku, gizlendiğin yeri eşeleyen tek şey."
"O sen kokan kumaş parçasının içine hantal bedenini geçirmeye çalışacağın, aynada yüzünü seyrederken parmak uçlarınla sakallarını yolacağın..."
"Senin için uykusundan uyandırılan bir annenin olması biraz olsun içini rahatlatıyor."
"Sadece her şeyle aranda kendi başına olup giden yaşandıkça, gittikçe bütünüyle sana dönüşmeye başlayan o "kopmuşluk" hissinden başka bir şeyin olmadığını biliyorsun."
"Şimdi ise kalabalıktan Allah'ın sesini duyamıyor gibi oluyorsun."
"Onun yarasının neresinde olduğunu bilmesini kıskanıyorsun. "
"Hayatın seni bu hale sokan düzenini bozacak bir kıymık olmaktan korkuyorsun."
"Sakinsin... Günahın çıkarılacağı değil, tükürüleceği bir duvar olduğunu biliyorsun."
"Ben olsam taşlanan değil de taş atan olmaktan korkardım, diyorsun. Yalan atıyorsun. İkisinden de korkardın."