İlim ana sütü gibidir. Verdiği ilik olur, kemik olur, et olur, nefes olur. Bebek annesinden süt emerken o sütün ne olduğu anlaşılmayabilir, hatta dışkı olduğu da zannedilebilir ama yıllar sonra yürüyen ayaklardaki kaslar o süttür. İlim de böyledir. Okursun, dinlersin, boşa gitti zannedersin ama bir gün derin bir tefekkürün içindeyken yıllar öncesinin okumaları senin gücün, nefesin olur (biiznillah.) Okumaya ve dinlemeye böyle bakmalısın.
Evli bir erkek bana dedi ki:
- Ben bu sevgi deposu oyununu sevmiyorum. Eve geldim ve eşime sevgi deposunun kaçı gösterdiğini sordum. 7 civarında dedi. Onu doldurmak için ne yapabilirim diye sorduğumda, benim için bu gece yapabileceğin en harika şey çamaşırları yıkamaktır, dedi. Sevgi ve çamaşırları yıkamak?! Anlamıyorum!
-Sorun bu işte. Belki de siz karınızın sevgi dilini anlamıyorsunuz. Sizin birincil sevgi diliniz nedir?
Duraksamadan cevap verdi:
- Fiziksel temas, özellikle de evliliğin cinsel kısmı.
- Beni dikkatlice dinleyin. Sizin eşinizin fiziksel temas yoluyla sevgisini ifade ettiğinde duyduğunuz sevgi, eşinizin siz çamaşırları yıkadığınızda duyduğu sevgiyle aynıdır.
- Çamaşırları getiiir! Eğer bu, onun bu kadar iyi hissetmesini sağlıyorsa her gece çamaşırları yıkayacağıım!