Aynadaki yansımama baktım ve endişelerimden kurtulmaya çalıştım. Eskiden hiç böyle değildim, bir şeyler hakkında düşünmez ya da endişelenmezdim. Ama şimdi hayatımın her parçası kırılgandır. Aniden aynadaki adama karşı bir şefkat duydum. İnsan olmak hiç de kolay değildi. 
Elinor kollarını açıp Hans’a sarıldı ve ben hem utandım hem de gurur duydum. 
Nedenini bilmiyordum ama aklıma geldikçe rahatsız oluyordum bu olaydan. Sürekli sarılmalarında beni rahatsız eden bir şey vardı. Ellinor günübirlik bir yere dahi gitse annesine babasını sarılırdı birbirlerine sürekli “seni seviyorum,“ derlerdi. 
İhtiyar bana asla böyle bir şey söylemezdi. Sanırım ben de anaokulundan beri Hans’a hiç dokunmamıştım. Öyle yapılmazdı.


Ture’yi düşündüm; bir Ellinor’u olmadığını. Onunla birlikte soyu da ölüp gidecekti. Kalbi durduğunda, o aile bağının da sonu gelecekti. Fotoğrafları sıkıca tuttum. Bir şekilde, Ellinor sayesinde yaşamaya devam edecektim belki çocuklarına senden ve benden bahsederdi onlara ne anlatacağını merak ediyorum.