Kirpik ucunda sallanan gözyaşı bir anda düşer, oysa onun ne kadar evveliyatı vardır. Hanımefendi sabina ben o gözyaşıyım yaprağın ucuna kadar inmiş bir su damlası gibi titriyorum ve düşeceğim anı bekliyorum.
“Ey alev,” dedi. “Bir tapmağı yakacak kadar gücüm var ama sen gibi ben de söndüm söneceğim. Kanadı kırık olduğu için yolları yürüyen bir kuş, denizde boğulan bir balık kadar yalnızım.” Başını alevden suya, kandilden ırmağa çevirdi. “İçimde yüz hayatı yüzer yıldan yaşayacak kadar heves var, benimse şu ırmağı seyretmekle geçiyor ömrüm.”