İnsana en çok baskın olan sıfatlar; Midesi, tenasül organı ve dilidir. Bunlarla kastettiğim bu organların arzu ve istekleridir. Sonra öfke gelir ki, öfke de onların varlığını muhafaza eden asker gibidir. İnsan, midesinin ve cinsel organının arzularını severse ve onlarla ünsiyet kurarsa, o zaman dünyayı da sever. Dünya sevgisi de mal ve makam arzusu ile köklesir. Kişi mal ve makamı talep ederse bu defa kendisinden kibir, kendini begenme ve lider olma duyguları ortaya çıkar. Bunlar da ortaya çıkarsa nefsi dünyayı terk etmeye doğrudan müsamaha göstermez, dünyaya kapılır ve aldanır.
Bil ki; Allah bir kulunun hayrını murat ettiğinde, ona kendi nefsinin kusurlarını gösterir. Basiretleri keskin olan kişilerin, ayıpları kendilerine gizli kalmaz.
Malik b. Dinar bir gün sokakta yürürken bir şeyi gördü ve canı çekti. Bunun üzerine nefsine: “ sabret! Benim o şeyi yemene engel olmam bende değerli olmandan dolayıdır.” dedi