Realiteyi anlamak için bilimsel bir zihne sahip olmanıza gerek yok sadece açık bir zihne sahip olmak yeterli. Tekrar ediyorum realiteyi anlamak için bilimsel bir zihne sahip olmaya hiç gerek yok çünkü öyle olanlar takıntılı ve tutucu oldukları için sadece noktaları inceleyip resmin tamamını göremiyorlar. Hologramın en önemli özelliği her bir parçanın bütünün küçük modelinin oluşu zaten bu da birçok malum sırrın nedenini açıklamaya yetiyor.
İngiltere kaynaklı New Scientist bilim dergisinin 2009 yılında çıkan bir sayısının kapağında, "Siz evrenin kıyısından yansıtılan bir hologramsınız"'yazılıydı.
Eğer rüyayı kontrol altında tutmak isterseniz rüyayı görenin algılamasını kontrol altında tutmanız gerekir. Ve bu daha insanoğlunu köle etmek isteyen kombinin tek cümleyle anlatımıdır.
Bir şeyi sadece görmek ile onu anlamlandırmak ve hayatımızın bir parçası haline getirmek arasındaki o ince ama derin farkı anlamak, kendimize ve çevreye bakışımızı değiştirebilir. Fark etmek, o devasa algı havuzunun içinden bir parçayı seçip dikkati oraya yöneltmektir. Algı bir "zemin" ise, fark etmek o zemindeki "şekli" görmektir. Bir anlık uyanış, bir "Aha!" anıdır. Farkındalık, fark etmenin çok ötesinde, süreklilik arz eden ve içinde "anlam" barındıran bir durumdur. Fark etmek bir anlıktır; farkında olmak ise o anı, o duyguyu veya o durumu bilinçli bir şekilde izlemektir. Kısacası; Algılamak dünyayı duymaktır, fark etmek bir sesi seçmektir, farkında olmak ise o sesin içindeki müziği anlamaktır. Çünkü insan ancak farkında olduğu şeyi değiştirebilir veya yönetebilir. D.Ç.
Parçacığın bizim ne gördüğümüze bağlı olarak değiştiğini söyleyen kuantum mekaniği bilim adamları tarafından atom ölçü üzerinde yapılmış olan yeni deneylerle artık kanıtlandı. Kuantum seviyesinde Eğer gözlemleyemiyorsanız realite mevcut değil. Kazalar olur bunu herkes söyler. Ama kuantum evrende kaza diye bir şey yoktur sadece algılama ile oluşan olasılık ve ihtimaller vardır.