Doğukan Ç.

1920 mayısında milliyetçiler hilafet ordusuyla boğuşurlarken, itilaf Devletleri Osmanlı imparatorluğu'na dikte etmeyi tasarladıkları bir Barış kıyısı üzerinde anlaşmaya vardılar. Bu anlaşmayı Sevr antlaşması diye adlandırılacak olan bir belge haline sokacaklardı. Churchill'in dediği gibi Batı dünyasının Türkiye'deki tutumu sonucunda yer atmış olduğu kin ve nefret ateşi üzerine dökülen bu taze akaryakıt, milliyetçilerin davalarında ne kadar haklı olduklarını ispata ayırdı. Artık Mustafa Kemal yalnız bir avuç yurtseverin değil bütün Türk milletinin desteğini elde edecekti.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mustafa Kemal'in yaratmayı öne sürdüğü şey gençliğinde ezberlemiş olduğu Jean Jacques Rousseau'nun nazariyelerine kelime kelimesine uyuyor ve iktidarın gerek yasama gerek yürütme yetkisinin bölünemeyeceği ve kayıtsız şartsız milletin elinde olduğu ilkesine dayanıyordu.
Mustafa Kemal ile bir avuç arkadaşı, Türkiye'nin tarihinin bir dönüm noktasına gelmiş olduğunu biliyorlardır. Hakikat Osmanlı saltanatının hilafetin yıkılmış ve yok olmuş olduğunu düşünerek yeni temenlere dayanan yeni bir devlet kurmaktan ibaretti.
16 Mart 1920 sabahı erken saatlerde İngiliz savaş gemileri karanlıktan yararlanarak Galata köprüsü yakınlarına geldiler. İngiliz tankları İstanbul ve Beyoğlu sokaklarında dolaşmaya başladı. İngiliz askerleri karakolları inzibat noktalarını ve başlıca resmi binaları işgal ettiler.
Lloyd George, Mustafa kemal'den söz ederken, askeri istihbaratımız hiçbir zaman zekadan bu derece yoksun olmamıştır demek zorunda kaldı.