Son zamanlarda okullarda yaşanan olaylar hepimizi derinden üzmüş durumda, bunun farkındayım. Ancak bu konu hakkında konuşmadan susmak içime sinmiyor. Çünkü susmak, bu sorunun görmezden gelinmesine katkı sağlamak demektir.
Öncelikle dikkatimi çeken bir noktayı dile getirmek istiyorum. Medya, yetkililer ve toplumun bir kısmı, yaşanan şiddet olaylarının nedenini hızla oyunlara ve sosyal medyaya bağlama eğiliminde. Hatta bu doğrultuda oyunlara ve sosyal medyaya yönelik kısıtlamaların gündeme gelmesi de oldukça düşündürücü.
Peki gerçekten sorun bu mu? Bu olayların temelinde oyunlar ve sosyal medya mı var, yoksa ilgisizlik ve sevgisizlik içinde büyütülen bireylerin yaşadığı derin sorunlar mı?
Burada hepimize bir soru düşüyor. Çoğumuz benzer oyunlarla büyüdük. Peki bu oyunları oynadığımız için şiddete yöneldik mi? Bir oyunu oynayıp gerçek hayatta suç işlemeyi düşündük mü?
Bu noktada asıl sorgulamamız gereken şey, bireyin yetiştiği ortam, aldığı eğitim ve gördüğü ilgidir. Sorunun kökenine inmeden, yalnızca görünen yüzü suçlamak, çözüm üretmekten çok uzak bir yaklaşım olacaktır.
Elbette bu tür olayların tek bir nedeni yoktur ancak sorunun kökenine inmeden yalnızca oyunları ve sosyal medyayı suçlamak, gerçek çözümü gözden kaçırmamıza neden olur.