Aslıhan Dereli.

Aslıhan Dereli.
@Aslhn07
"Hayattaki en hakiki mürşit ilimdir"
Sosyal Çürüme
Bende bu konu hakkında biraz konuşmak istiyordum, başka birinin yazdığını görünce bende deyinmek istedim. Son yıllarda toplumda beni en çok düşündüren şeylerden biri insanların birbirine karşı giderek daha duyarsız hâle gelmesi. Bir zamanlar insanların üzülerek karşıladığı birçok olay artık birkaç dakika konuşulup unutuluyor. Kötü haberler o kadar sık karşımıza çıkıyor ki bazen gerçekten üzülmeye bile fırsat bulamadan bir sonraki gündeme geçiyoruz. Sosyal çürüme denildiğinde çoğu kişi ekonomik veya siyasi sorunları düşünüyor. Oysa bence asıl mesele insanların birbirini anlamaya çalışmaktan vazgeçmesi. Farklı düşünen birini dinlemek yerine hemen yargılamak, bir hata yapanı düzeltmeye çalışmak yerine onu aşağılamak ve tartışmaları hakaret yarışına dönüştürmek günlük hayatın parçası hâline gelmiş durumda. Bunu özellikle internette görmek mümkün. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor. Bir başkasının üzüntüsü bazen eğlenceye dönüştürülebiliyor. Olayların insani yönünden çok kimin haklı çıktığıyla ilgileniliyor. Bir diğer dikkat çekici konu ise sabırsızlık. Her şeyin anında olmasını istiyoruz. Bilgiyi araştırmak yerine kısa cevaplar arıyor, uzun emek gerektiren başarıları değil bir gecede ünlü olan insanları konuşuyoruz. Bu durum yalnızca bireyleri değil, toplumun genel bakış açısını da etkiliyor. Elbette toplum sadece olumsuzluklardan ibaret değil. Hâlâ yardımlaşan, fedakârlık yapan ve başkalarının hayatına dokunmaya çalışan insanlar var. Ancak bu değerlerin korunabilmesi için onları sıradan değil, önemli şeyler olarak görmeye devam etmemiz gerekiyor. Belki de sosyal çürüme, insanların. kötüleşmesinden çok iyi olan şeylere karşı ilgisini kaybetmesidir. Çünkü bir toplum iyiliği, saygıyı ve vicdanı yeterince
Duygu ve Düşünce
Gönderi kullanım dışı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
YKS2026
Sadece saatler kaldı, heyecanlı ve stresli olabilirsiniz biliyorum ama kendinize güvenin, yks'ye girecek herkese başarılar. Gönlünüzdeki neyse onun olması dileğiyle.
Alıntı
OKULLARDA YAŞANAN OLAYLAR HAKKINDA
Son zamanlarda okullarda yaşanan olaylar hepimizi derinden üzmüş durumda, bunun farkındayım. Ancak bu konu hakkında konuşmadan susmak içime sinmiyor. Çünkü susmak, bu sorunun görmezden gelinmesine katkı sağlamak demektir. Öncelikle dikkatimi çeken bir noktayı dile getirmek istiyorum. Medya, yetkililer ve toplumun bir kısmı, yaşanan şiddet olaylarının nedenini hızla oyunlara ve sosyal medyaya bağlama eğiliminde. Hatta bu doğrultuda oyunlara ve sosyal medyaya yönelik kısıtlamaların gündeme gelmesi de oldukça düşündürücü. Peki gerçekten sorun bu mu? Bu olayların temelinde oyunlar ve sosyal medya mı var, yoksa ilgisizlik ve sevgisizlik içinde büyütülen bireylerin yaşadığı derin sorunlar mı? Burada hepimize bir soru düşüyor. Çoğumuz benzer oyunlarla büyüdük. Peki bu oyunları oynadığımız için şiddete yöneldik mi? Bir oyunu oynayıp gerçek hayatta suç işlemeyi düşündük mü? Bu noktada asıl sorgulamamız gereken şey, bireyin yetiştiği ortam, aldığı eğitim ve gördüğü ilgidir. Sorunun kökenine inmeden, yalnızca görünen yüzü suçlamak, çözüm üretmekten çok uzak bir yaklaşım olacaktır. Elbette bu tür olayların tek bir nedeni yoktur ancak sorunun kökenine inmeden yalnızca oyunları ve sosyal medyayı suçlamak, gerçek çözümü gözden kaçırmamıza neden olur.
Psikoloji
SON ZAMANLARDAKİ KONSER YASAKLAMALARI HAKKINDA
Müzik sadece bir gürültü değildir. Bazen bir itirazdır, bazen bir düşünce, bazen de insanların açıkça söyleyemediği şeylerin sanata dönüşmüş hâlidir. Buna rağmen bazıları müziği anlamaya çalışmak yerine onu damgalamayı tercih ediyor. Bir müzik türünü “satanist” ya da “ahlaksız” diye etiketlemek, aslında müziğin ne olduğunu hiç anlamamış olmanın göstergesi. Bir toplumda sanat kolayca yasaklanabiliyorsa, sorun müzikte değil; düşüncelere karşı duyulan korkudadır. Çünkü sanat özgür olduğu yerde gelişir. Susturulduğu yerde değil.
Müzik