“Çalışanın zengin olacağı düşüncesi, fakirin tembel olduğu ve dolayısıyla Allah yolunda çalışarak ibadet etmekten kaytardığı ön kabulünü de beraberinde getirdi. Yine bu düşüncenin bir yan ürünü olan zekat ve yardımseverliğin aslında tembelliği desteklediği fikri, sermayenin sosyal dayanışma yerine yatırıma dönüşmesine yol açacaktı.”
“Fakirliği öven Katolik dünya görüşünün aksine zenginlikle bir problemi olmayan Protestanlık, mensuplarının dünya işleriyle meşgul olmasına ve ticaret yapmasına karşı çıkmamış; toplumun yararına sayarak en niteliksiz işe bile büyük önem vermişti. Sonuçta ortaya çıkan hamarat ve disiplinli, yani kapitalizmin geistına (ruh) uygun bir toplumdu.”
“Sanayi Devrimi'nin yarattığı üretim patlamasını tatmin etmek için de hem lojistik hem de emperyal çözümlere başvurulacaktı. …Avrupalılar toplarıyla tüfekleriyle bazen işgal bazen tehdit ederek dünyanın birçok yerinde kendilerine pazarlar aramaya koyulmuşlardı. Birbirlerine düşene kadar sürecek bu uzun emperyalizm çağında hiç kimse onların önünde duramamıştı.”
“Kısacası, tüm Sahraaltı Afrikası'nın yirmi beş yılda yedi Avrupa devleti arasında paylaşıldığı (İng.Scramble far Africa) bu ortamda açıklanması gereken, bir devletin neden gerilediği değil, Avrupa'nın neden ilerlediğidir.”