Aslı Bozacı

Aslı Bozacı
@Aslibozi
7 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
varsın dünya hep kelimelerini incitmiş olsun, varsın o bir gün bu dünyanın şefkatli olabileceğine inandığı için ölmüş olsun. Ve o metal kutuya bir bir düşen rapti- yelerin sesini ve sanki kutsal ve muhteşem nesneler gibi yavaşça katlanan posterlerin sesini duyuyordum. Ve yine kendi kendime düşünüyordum: Luc, acaba ne derdin biz ikimizi bu halde görsen, hayaline biraz daha inanır mıydın, onu daha da bir gururla, parla- tarak söylerdin, bizi, hepimizi bir gün aynı kelimelerle görme ha- yalini, ah evet öyle derdin, keşke hepimizin kelimeleri aynı olsa ve o kelimeler bir gün aramızda tek bir bakış gibi dolaşsa.
Annem gelmedi. Oraya Jean ve Marthe'la beraber, babamın küçük kamyonetiyle gittik. Paris yolu çok tuhaftı, bizzat yolun kendisi bir anda nasıl da duyguyla dolmuştu. Asfaltta bir ağırlık vardı ve
Luc annesiyle konuşurken de sesinde bir yorgunluk vardı. Yorgun sesi Marthe' in sesinden de uzaktaydı. Sesi, Marthen ona durmadan söylediği o tatlı sözlerden, tonundaki o yumuşak hklardan
Sayfa 50
Marthe'ın yanı başında olmak zorunda olması en nihayetinde belki Jean'a da iyi geliyordu. Ona koltuk değneği olurken, bir yandan da kendi acısını yaşama- mak için o da Marthe'a dayanıyordu. Bu sayede onunla meşgul oluyor, kendi acısını ona, onun bedenine yöneltiyordu ve böylece Marthe'ın bedeni onların acısının mekânı haline geliyordu; iki ki- şilik bir acı, ortak tek bir bedene, derinin üzerine, her geçen ayda daha da yayılıyor, titizlikle, özenle yerleşiyordu. Jean başlangıçta karısının yüzünde her gün kendi başarısızlıklarının izlerini (çünkü onların da başarısızlığıydı Luc'ün ölümü, öyle diyorlardı) görme- ye, her gün gerçeğin tekrarlandığını görmeye ve bazen o donuk gözlerdeki sert bakışa dayanamayacağını sanıyordu. Ama tam tersine, onu ayakta tutan buydu:
Güzel şeylerin sizi kucakladığı zamanlar da olur ya hani... Hislere karışan ve insana biraz aptalca gelen o acı; sizi tam da tatlılığın sardığı anda kötü hissetmenin acısı. Ve sonra, o anları hatırlasa- na, demenin sevinci; sevdiğimiz ama kafamızın içinde neden diye sorduğumuz o anlar; belki de onları paylaşmak istememizin tek sebebi, artık geride kaldıklarını bilmenin yazgısına karşı çıkmak içindir. Bu imkânsız dedim ben, hayır, mutlu anların en nihaye- tinde bu hale gelmesini, bizde bıraktıkları boşluğun onların yerini doldurmasını kabul edemeyiz. Ailecek hep beraber olduğumuz o anlardaki o samimi gülüşmeler, boş kafalar... her birimizin küçük kusurlarından bile bir keyif alıyorduk. Tüm bunları Jean'a yalnız ca benim kardeşim olduğu için söylemedim, bahçedeki duvarın üstünde baş başa oturuyor olduğumuz için de değildi; söyledim, çünkü böyle anlarda hiçbir şey söylememek zordur. O ise kendini içinde buluverdiği aptalca durumdan bahsetti sadece, bir oğlunu toprağa verdikten bir saat sonra hâlâ yaşamaya devam etmekten... Bunun içten içe burada olmayı, konuşmayı, susmayı engellediğini, konuşmanın da susmanın da aynı korkunçlukta olduğunu söyledi: çünkü havada ve bedenlerde şimdiden fazlasıyla çırpınan, devam eden, titreşen bütün bu hayat... hayatına devam eden bu sakin ha- yat ve yaşayan ve yaşayan... sikeyim!
Sayfa 12