Aslı gün

İnsanların destelerce doğup düzinelerce öldüğü bir toprakta büyümüştü.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
... hayatlarını bir kumar fişi gibi cennete yatıran insanlar geldi. Varsın hepsi zorlasın cennetin kapılarını, diye düşündüm. Ben kovulduğum yere dönmem. Asla! O kadar yüzsüz değildim. O kadar da değil!
Sayfa 396·Kitabı okudu
Haritalara baktıklarında sadece çizgiler görüyorlardı. Kırmızı sınır çizgileri. Hatta, bir kafes olduğunu fark edemedikleri kafeslerin sınırlarına o kadar aşıklardı ki bu kırmızı çizgileri korumak için ölür, dirilir, sonra da yeniden ölebilirdi. Vatandaşlık bağıyla kendilerini boyunlarından demirlerine astıkları o kafesi korumak, bir onur meselesiydi.
Sayfa 134·Kitabı okudu
"Baktım, çocuk çalıştırıyor, ben de çektim vurdum hakim bey! Bizim oralarda namus meselesidir!" demiş ya da diyebilecek herhangi biri var mıydı bu dünyada? Ya da, vurulan kişinin çocuk çalıştırıyor olmasını ağır tahrikten sayıp, katilin cezasında indirim öngörecek herhangi bir kanun?..Dolayısıyla, onur meselelerinin bile gerçekçi bir tarafı olması gerekiyordu. Örneğin, kadınlar ve bekâretleri ile ilgili olması çok daha mantıklıydı! İşte bu, gerçekçi bir onur meselesiydi! Ya da bir kan davası! Ya da inandığı dinin tartışılması! Ya da ahlakının eleştirilmesi! Ya da içinde yaşadığı kafesin sınırları ile oynanması!
Sayfa 134·Kitabı okudu
Ne de olsa, bir deri bir kemikti insan. Ya sonunda kırılacak ya da yolda kırılacaktı.
Sayfa 35·Kitabı okudu