Sadece gitmek,onunla yalnız kalmak istiyordu,aynı çatı altında karanlığa gömülüp onun nefesini hissetmek istiyordu;on yıldan beri ilk kez gözetlenmeden, rahatça gözlerinin içine bakabilmek, gördüğü sayısız düşte hayalini kurduğu ancak bu durmaksızın hareket eden,çığlıklarıyla ve yürüyüşüyle kendi kendini çiğneyip geçen insan dalgasının neredeyse tamamen sürükleyip götürdüğü bu baş başa olmanın sonuna kadar tadını çıkarmak istiyordu.
Hayır, sakın bir şey düşünme şimdi,hiçbir şey isteme,arzulama, böylece kal,düş görür gibi belirsize doğru bırak kendini,yabancı bir selle sürüklen, birbirinize dokunamadan ama yine de birbirimizi hissederek, birbirinizi arzulayarak ama ulaşamadan,yazgıya doğru salınarak ama sonra dönüp kendi kaderine boyun eğerek.Böylece kal yalnızca,bu bitmeyen alacakaranlıkta,saatlerce, sonsuza kadar, düşlerle sarılıp sarmalanarak.
Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı;nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiyaç duyuyorsa,aynı şekilde sözde gizli düşlerin bile belli ölçüde tensel gıdaya,duygulu ve canlı bir desteğe ihtiyacı vardı;aksi halde kanları çekilir,ışıma güçleri zayıflardı.