Yemeklerini kendi başına yiyor. Yalnız başına yemek yemek, insanı biraz sert ve kaba yapar. Bunu bir alışkanlık haline getirenler, eğer kendilerini koyvermeyeceklerse, bir Spartalı hayatı yaşamak zorundadırlar.
Sevdiğiniz kadınla berabersiniz, onunla konuşuyorsunuz. Haftalar ya da aylar sonra, ondan ayrıyken, o zaman konuşulanlar aklınıza geliyor. Ve şimdi konu bayağı, yapmacık, yüzeysel geliyor; anlıyorsunuz ki yalnızca onun varlığı, konunun üzerine sevgiyle eğilerek ona gölgesini düşürmesi, onu korumasıydı düşünceye, bir rölyef gibi bütün girinti ve çıkıntıları boyunca hayat kazandıran.
Bir aşk macerası sırasında çoğunluk ebedi bir yuva arar. Pek az kişi ise yolculuk. Bu ikinciler, toprak anayla temas kurmaktan kaçınan melankoliklerdir.
Âşık, sevdiği kadının yalnızca “kusurlar”ına, kapris ya da zaaflarına bağlı değildir. Yüzdeki kırışıklar, lekeler, giyiminin paspallığı, yürüyüşünün aksaklığı onu herhangi bir güzellikten daha kalıcı, daha amansız bir şekilde sevgiliye bağlar.