"Hanımefendi!..
At alan Üsküdar'ı geçti. Dile getirdiğiniz her türlü şiddetli yasaklarınıza rağmen ben sizi sevdim. Seviyorum. Ve hayatım boyunca seveceğim... Bu bir emrivaki. Gönlüm sizi maddi ve manevi güzelliklerinizle bir kere şairlik semasının en yüce katına çıkardı. Kalbime taht kuran büyüleyici melike oldunuz. Artık oradan sizi hiçbir şey... hiçbir kuvvet indiremez..."
"Bende her zaman hayatı küçümseme hastalığı vardı. Meğerse o yiğitlik, gençliğim dolayısıyla ölümü kendinden pek uzak görmeden doğan aldatıcı bi cesaretmiş . Şimdi ölümle şakasız karşı karşıya gelince korkudan titriyordum.... Ah sevgili anacığım neredesin?"
"Neden insan öldürmek tekniğinde en usta olan, savaş aletleri en mükemmel bulunan milletler en medeni, en gelişmiş sayılıyorlar? Şimdiki milletlerin hiçbirisi meğerse medeni sıfatına layık değilmiş."
"... bu ana kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca 'hak'kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor. Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olmaz."