Bir zamanlar uzun cümleler kuruyor, uzun uzun anlatıyordun, kısaldı ve azaldı hepsi. Sevince de sımsıkı tutunuyordun. Emeğine, vefana, sadakatine karşılık bulamamak bırakmayı, uzaklaşmayı, gitmeyi, 'orada' durmaman gerektiğini öğretti sana.
Saklı olan, paylaşılmayan, nihayet değerli olandır; hayat gibi.
Kierkegaard, "Hayatını saklayan güzel yaşıyordur." der. Çünkü güzel olan cevherdir, saklanır. Herkesin beğenisine sunulan hayat ise taşı yaldız ile boyayıp parlatmaya benzer.
Olmayacağını biliyordun ama oldurabilmeyi ne çok istedin. Yılgın ve yıkık bir umutla yürüdün tüm yolları.
İçinde hiç susturamadığın o müzikle bir parlayıp bir söndün karanlıklarda.
Kaybetmedin ama kazanmadın da.
Hayat biraz da böyledir. En iyi sen bilirsin...
Dokunsalar, ağlayacağım bir ömür boyu.
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça.
Bir anlık değil boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın; oysa ben iyiyim görünürde!