Bir şeyle “ben” olarak özdeşleştiğinizde ya da bir şeye “benim” diyerek sahip olmaya çalıştığınızda kendinizi acı çekmeye mahkum edersiniz, çünkü her şey geçicidir ve eninde sonunda uçup gider.
Nefret kurdu “biz” çemberini o denli daraltır ki, bazen içeride yalnızca kişinin kendi benliği kalır. Beyin sürekli olarak “biz” ve “onlar” ı kategorize eder, sonra da otomatik olarak “biz” i tercih ederek “onlar”ı değersizleştirir.
Beyin sürekli olarak anlama ve kontrol altına alma çabasıyla henüz geçmiş olan anı kovalar. Bu bir şelalenin kenarında yaşamak gibidir; her bir an-ki şimdi, daima ve yalnızca şelalenin ağzındayken deneyimlenir-bize doğru hızlı akar, sonra da hızlı uçurumdan aşağı akıp gider.
Ancak beyin az önce akıp gidene sonsuza dek tutunur.