Falih Rıfkı Atay’ın, saltanatın Suriye, Filistin ve Hicaz’daki son zamanlarını anlattığı Zeytindağı, bir asırdan fazla bir zaman önce kaybedilmiş toprakların hikayesi. Bizler, hatta anne ve babalarımız da Cumhuriyet Türkiyesi sınırları içinde doğduk.Bizim için sınır, batıda Yunanistan ve Bulgaristan, güneyde Suriye ve Iraktır.Buralardan ötesi bize yabancı topraklar. O zamanın iptidai şartları altında, zor bir coğrafyası olan bu yerlere Osmanlı
hizmet götürmüş, demiryolu döşemiş , imar etmiş , okullar açmış…Falih Rıfkı ‘“Buraları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık” diye yazıyor. Birinci dünya savaşı sırasında tüm bu topraklar kaybediliyor. Yüzbinlerce Anadolu çocuğu buralarda şehit düşüyor.Falih Rıfkı bütün bu olayları yalın bir dille objektif olarak anlatmış. Okurken insanı çok etkiliyor ve üzüyor. Daha geniş bir zamanda tekrar okumak isterim zira mevzu derin…
Fedakarlık ve feragat gibi, vazifeden üstün hareketler istenen işlerde ve zamanlarda iltimas ve imtiyaz kadar zararlı ne olabilir? Büyük Harp’te bazı cephelerimizin en hazin hali, siperin manevi şerefinin ve maddi hakkının geridekiler tarafından yenmiş olması idi.
Alman denizinden Türk denizine doğru, bir yıkılış, büyük bir yıkılış vardı.Bizi belimize kadar gömen heyelanın altından başlarımızı güç doğrultmuş, birbirimizi aldatıp avutmaya uğraşıyorduk.