Bugün yine bir bilim kurgu incelemesi yapacağım ama diğerlerinden farklı olacak. Bugüne dek incelemesini yaptığım bilim kurgular hep usta eserlerinden elinden çıkmıştı ve adeta birer klasik haline gelmişti. Oysa Cormac McCarthy tarafından yazılan Yol bize daha karanlık, gerçekçi ve modern bir hikâye anlatıyor. Klasikleşmiş seleflerinin aksine bize bir mesaj verme kaygısı gütmüyor, bize yeni bir perspektif sağlamıyor. Yaşadığımız hayatların aslında ne kadar kıymetli olduğunu ve tek bir hatanın nelere mal olabileceğini bize acımasız örneklerle gösteriyor. Yol, alışık olduğumuz kurgusal kalıpları parçalayıp bize gerçek bir dünyada hayatta kalmaya çalışan baba ve oğlunu anlatıyor. Belki de bu yüzden ateşe geçirilmiş bir bebek sahnesi bizleri bu denli rahatsız edebiliyor, karakterlerin tekdüze eylemleri bizde boşluk hissi uyandırıyor.
Kısaca Yol Ne Anlatıyor?
İthaki’nin Modern Edebiyat serisinden yer alan Yol bize iki yüz sayfalık bir macera anlatıyor. Bu macera kitapta tek büyük bir bölümde bizlere sunuluyor. Kıyamet sonrası hayatta kalan bir baba ve oğlu büyük bir azim ve hayatta kalma içgüdüsüyle güneye doğru ilerliyor. Amaçları oradaki sahile ulaşmak fakat sahile ulaşınca da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Aç, susuz ve yorgun olsalar da asla pes etmiyorlar ve hedeflerine doğru büyük bir kararlılıkla ilerliyorlar. Bu yolda başlarına türlü türlü olaylar geliyor ama onlar daima ateşi taşıyorlar. Çünkü onlar iyi insanlar ve her şeye rağmen kendi doğrularından vazgeçmiyorlar. Baba ve oğlun bu sıradan yolculuğu bize yeni bir şey anlatmıyor, bize bir mesaj da vermiyor. Bize bir hayatta kalma hikayesi anlatıp gözlemci olmamızı istiyor. Yarın bir gün dünyada büyük çaplı bir savaş olursa, “Hayat buna benzer.” diyor. Gerçeği bize öncüleri gibi yarı çıplak değil, büsbütün bir