Atalanta

Mevlananın fars olduğuna dair
Bu, tarihimizde, kavmî şuur ve millî hars duyguları bakımın dan bize intikal etmiş nâdir bir hâdisedir. Aslı haşiyede aynen nakledilen metinden bizim anladığımız şudur ki; alınan karar çok dar bir çevreye inhisar edip devlet memurları ve saray halkı ile ilgili­ dir. Yani alınan karar gereğince devlet dairesinde, sultanın saray ve kapısında, resmî toplantılarda ve eğlenmek için çıkılan meydanda devlet adamları ve emîrler, memurlardan hiç kimse türkçeden başka dil konuşmayacaktır. Türkçeden başka veya türkçe"ye tercihan konuşulan dil ise farsça idi. Isfahanlı vezir Şemseddin’den beri Acemlerdin devlet idaresini ellerine geçirmeleri ve bilhassa Pervane Mu i nü d- din Süleyman’ın, devletin kaderine hakim olarak, hemşehrilerini yalnız mülkî mevkilere değil, askerî memuriyetlere de getirmesi bu neticeyi doğurmuş, devlet adamları, emirler ve saray halkı arasın­da farsça konuşulmaya başlanmıştı. Esasen, daha önce de işaret edildiği gibi, Konya’da her sınıftan mühim bir Iranlı muhacir top­luluğu vardı ki, İrandakiler bunları kendilerinin en kabiliyetsiz unsurları olarak vasıflıyorlardı. İşte, şimdi umumî efkâra büyük Türk düşünürü diye takdim edilen Mevlânâ da Konya'daki bu Fars kolonisine mensuptu. Onun günlük hayatında türkçe konuştu­ğunu farzettirecek delillere rastgelinemiyor. Buna karşılık ana dili farsçayı konuş­tuğuna hükmettirecek bazı işaretler vardır. Onun zamanında Türk edebiyatı ilk mahsûllerini vermeye başlamıştı. Türklerce düşman ve buna karşılık Moğollara dost olan Sultan Veled, çevrenin tesiri ile bazı türkçe şiirler yazmak zorunda kal­mıştı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkçe den başka dil konuşılmayack
Karamanlı Mehmed Beğ Konya önüne geldi; şehrin, yanındaki Selçuklu şehzadesi adına, teslimini istedi. Saltanat nâibi Eminüddin Mikâil i bu isteği istihza ile reddettiği gibi, Konyayı müdafaaya kalkıştı. Fakat Mehmed Beğ şehri almakta gecikmedi. O gün moğol hanları ve ileri gelenlerin evleri yağma edilerek, taşlık İçel bölgesinin Türkmenleri yoksulluğun acılarını biraz olsun giderdiler. Rum soyundan bir köle olan saltanat nâibi Eminüddin Mikâil ile sahil beği Bahâüddin yakalanıp öldürüldüler. Alâeddin Siyâvuş tahta oturtularak sultan ilân edildi ve Mehmed Beğ de vezir oldu. Divan kurularak şöyle bir karar alındı: “bundan sonra hiç kimse divanda, kapıda, sarayda, toplantıda ve meydanda türkçe den başka dil konuşmayacaktır.
Aksaray'ın güçlü bir merkez olması
Bedreddin İbrahim kumandasında, bir miktar Moğol askerinin de bulunduğu bir kuvvet Karaman oğulları üzerine sevk edildi ise de bu kuvvet başarısızlığa uğrayarak geri döndü. Bu başarısızlık Karaman oğullarını manen ve maddeden kuvvetlendirdi. 1277 yılında Baybars Kayseri'ye geldiğin­de kendisini karşılayanlar arasında Karaman oğlu Ali Beğ de vardı. Ali Bey Memlûk hükümdarından kendisi ve kardeşleri için beğlik menşuru ve sancaklar alarak memleketine gitti. Karamanlılar derhal Mehmed Beğ’in idaresinde harekete geçtiler. Mehmed Beğ ayağı çarıklı ve kızıl börklü, yani yoksul giyimli üç bin Türkmen atlısı ile ilk önce Aksaray’a geldi ise de orayı alamayacağını anlayınca Konya'ya yöneldi.
Selçuklu'nun tamamen yok olmasından sonra bölgede bağımsız hareket eden beşinci Türkmen topluluğu ise, Ermenek, Mut, Silifke ve Anamur bölgesinde yaşayan Karaman oğullan Türkmenleridir. Bu Türkmenler'in tarihimizde pek mühim bir yerleri vardır. Bunlar yukarıda bir yerde belirtildiği gibi, Türkiye Türklüğünün Moğollar'a karşı savunucusu rolünü oynamışlardır. Kudretli Gazan Han’ın Karamanlılar olmasa idi hâkimiyetinin Batı Denizine kadar ulaşacağını - söylediği rivayet edilir ki bu, Karamanlılar hakkında o zamanki umumî görüşü aksettirmesi bakımından pek mühimdir
Mehmed Beğ e hiyanet ederek onun yerini almış olan Ali Beğ e gelince, 1278 yılına kadar bu bölgedeki Türkmenler’in başı olarak kaldı. Cimri’nin ortadan kaldırılmasını takiben, devlete karşı sadakatsizlik göstererek yabancı bir devletin (Memlûk) tâbiiyyeti altına girdiği ithamiyle Karahisar (Afyon) kalesinde hapsedildi ve orada korkudan öldü.