Atalanta

Anadolu’da Pervane’nin ihtirasları yüzünden işgal kuvvet­lerinin (Mo­ğolların) sayısı gittikçe çoğalmış, vergi ve armağanların miktarı da tahammül edilmez bir meblâğa ulaşmıştı. Hattâ son zamanlarda Abaka, Pervane’nin zaafları meydana çıktıkça, devletin gelirini kontrol altına aldırmış, başkalarına da (meselâ Fahreddin -Ali ve diğerlerine) doğrudan doğruya memuriyetler tevcih etmiş ve vergi yüklemişti. Yani o, Moğollar’a karşı tek muhatap şahıs olmak vasfını da kaybetmişti. Onun memleketin yeni bir felâkete uğramasına sebeb olan hareketi, Bay bar s ile giriştiği münasebetlerde gösterdiği kararsız davranışdır. Memlûk sultanını ısrarla Anadolu’ya, davet etmiş, gelince de onu yapayalnız bırakmıştır. Şüphesiz ki sadece entrikaya dayanan bir davranışın başarısı daimî olmadığı gibi, sahibi ve ülkesi için de tehlikeli neticeler veriyor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Baybars döndükten sonra Abaka otuz bin atlı ile Anadolu'ya geldi (1277 Temmuz), savaş meydanına giderek, Moğol ölülerinin çokluğu karşısında kendini tutamayarak ağladı. Duyduğu derin öfke dolayısiyle Moğollara düşmanlık gösteren Türkmenlerden eline geçirdik­lerini öldürttüğü gibi, memleketin ileri gelenlerinden birçoklarını da, aynı âkıbete uğrattıktan sonra bazı vilâyetlerin yağmalanmasını ve hal­kın öldürülmesini de emretti. Vezir Şemseddin-i Cüveynî, evvelce (1271) muhteşem bir âbide ile süslediği Sivasın yarısı ile diğer bazı şehirleri Abaka’dan satın alarak buraların felâkete uğramasını önle­diği ve ileri gelenlerden yüz dört kişinin hayatını kurtardığı gibi, ‘âdil hanımız seçkinlerin suçunu halktan çıkarmamalıdır.” diyerek, Abaka’nın gazabını teskin edebildi. Abaka Anadolu’da düzenin tesisi ve korunmasına kardeşi Konğurtay’ı memur ettikten sonra Aladağa döndü. Orada Pervane emirler tarafından savaştan kaçtığı, Baybarsın gelişini derhal bildirmediği ve sür’atle hanın huzuruna gelmediği suçları ile itham edilip nâibleri ile birlikte öldürüldü.
Baybars, halkın sevgi gösterileri arasında Kayseri'ye girdi. Pervane, kılıçaslan'ın oğlu sultanını yanına alıp Tokat'a kaçmıştı. Mamafih oradan Baybars’ı kazandığı başarıdan dolayı tebrik ve Kayseri'de oturmasını rica etmekten de geri kalmadı. Memlûk hükümdarı Pervane’ye, gelip tekrar mevkiine geçmesini ve her türlü lütuf ve ihsana mazhar olacağını bildirdi. Pervane kendisine on beş gün mühlet vermesini rica etti. Pervane’nin maksadı anlaşılmıştı. O, Baybars ile Abaka’nın Anadolu'da savaşmalarını arzu ediyordu. Netice nasıl olursa olsun bundan kendisinin kârlı çıkacağını umuyordu. Memlûk sultanı bu oyuna gelmedi. Kayseride beş - altı gün oturduktan sonra ülkesine dön­dü. Baybars hayal kırıklığına uğramıştı. Pervane gelmediği gibi, emirlerden ve devlet adamlarından da kimse görünmemişti. Onlar hareketlerini Pervane’ninkine göre ayarlamışlardı. Baybars’ın katına gelenler sadece Türkmen beğleri idiler.
1265 yılında Hülegü vefat etti ve yerine en büyük oğlu Abaka ilhan seçildi. Abaka Anadolu’da Kılıçaslan'ı desteklemeye devam etti. Bu arada kılıçaslan'ı türlü entrikalarla pervane lakaplı Selçuklu komutanı öldürttü ve yerine 7 yaşındaki oğlu hükümdar seçildi. Pervane isimli ordu komutanı ülke yönetimini ele geçirdi. Pervane oldukça kurnaz, fırsatçı ve azimli bir acem komutanı ydı. Ülkenin önemli merkezlerine kendi soyundan komutan ve yöneticileri yerleştirdi. Yönetim artık tamamen kendisindeydi ancak Abaka kardeşi Acay'ı Anadolu'ya gönderince moğol yönetimi gölgesinde kalmak zorunda kaldı. Pervane dahi Mo­ğolların isteklerini karşılayamıyor ve pervane kurnazlığını kullanarak Memlükler'e yani Baybars'a başvuruyor. Türlü mektuplaşmalar ve aradan geçen 7 yıldan sonra Baybars pervanenin teklifini kabul ederek Anadolu'ya geliyor ve akcay'ın ordusunu büyük bir kıyımla yok ediyor. Çağatay’ın oğulları tutsak düştüler. Pervane ile Anlaşmadan dolayı Selçuklu ordusu bir ok dahi atmadı; Memlûk ordusu ile birleşeceği yerde başta Pervane olmak üzere savuşup gitti. Mamafih Selçuklu ordusu ileri gelenlerinden bir kısmı (on iki kadarı) tutsak alınmıştı. Bunlar arasında Pervane’nin oğlu Mühezzibüddin Ali ve yine onun yetiştirmelerinden Türk Gece oğlu Nureddin ve kardeşi Siracüddin İsmail, Germiyanlı Türkmen Alişir’in oğlu Seyfüddin (yahut Şehâbüddin Gazi) de vardı.
Rükneddin Kılıç Arslan gerçi güçlü, kuvvetli bir genç ise de, mevlevî kaynaklarında da işaret edildiği gibi, zekâsı kifayetsiz bir hükümdardı. îbn Bîbî’nin gayet yerinde olarak ifade ettiği üzere, Pervanenin, istekleri karşısında ağzından, kelime-i şehâdetdekinden başka “hayır” çıkmıyordu. oglu.Ab.aka Pervane’yi kendi naibleri saydıkları gibi, o da onların naibi olarak hareket ediyordu. Muinüddin Pervane, Keykâvus taraftarı olan bir kısım devlet ricalini öldürtmüş olmakla beraber, Türkmen beğlerini tatmin yoluna giderek hâdise çıkmasını Önlüyordu. Bu cümleden Karaman Beğ’e büyük bir dirlik tahsis edip beğlik (emâret) vermiş, kardeşi Bunsuz da sultan’ın emîr-i candan yapılmıştı. Yine Keykâvus taraftarlarından Şah Melik Beğ’de, Emîr-i alem yapıldıktan başka, Simre (Amasya bölgesinde) subaşılığa tayin edilmişti. Fakat çok geç­meden Şah Melik iki bin kadar Türk ile Amasya yöresindeki Kedagra kalesine tahassun ederek isyan etti. Pervane Moğollar ile birlikte Şah Melik’i bir müddet kuşattıktan sonra kaleyi düşüremiyeceğini anla­yınca and içerek onu kaleden indirdi ise de, Moğollar'a teslim etmekte gecikmedi. Moğollar bu son Keykâvus taraftarını da öldürdüler.