Steven Runciman’ın deyimiyle Almanlar tam bir “führer” yani lider tutkunuydu. Saydıkları lideri gayet coşkulu bir şekilde takip eder fakat onun ölümüyle dağılıverirlerdi. Silifke’de de benzer şeyler yaşandı. Ordunun başına hemen imparatorun oğlu olan Schwaben dükü Friedrich geçti. Ancak bazı soylular onu takip etmek istemediler. Ölümün ilahi bir işaret olduğunu iddia ederek Almanya’ya geri döndüler. Geri kalanlar ise Antakya’ya kadar zorlu bir yolculuğu göze alarak yeni efendilerini izlediler.
mparator üç gün sonra Silifke ovasına geldi. Burada ordusunun ana kısmını geride bırakarak yanına muhafızlarını aldı ve eski adı “Kalykadnos” olan Göksu Nehri’ni, Akdeniz’e döküldüğü noktada geçme teşebbüsünde bulundu. Bölge Silifke’ye yaklaşık 10 km. uzaklıktaydı. Nehir bu sıralarda Toroslar’da eriyen kar sularının etkisiyle son derece coşkun akmaktaydı. Kaynaklar bundan sonra yaşananları farklı anlatsalar da kesin olan yaşlı ve tecrübeli imparator için bu nehrin son olduğudur. Bazı kaynaklar imparatorun nehirden geçerken dengesini kaybederek atından düştüğünü ve ağır zırhının da etkisiyle suya gömüldüğünü yazmaktadır. Muhafızları zırhlarını çıkarıp suya atlayana kadar imparator boğulmuştu. Bazı kaynaklara göre de imparator ırmağı geçmiş ve karşı sahilde adamları ile kahvaltı yapmıştı. Kahvaltı sonrasında Haziran sıcağından bunalan Friedrich, suya girmiş ve burada ayağının kesilmesi neticesinde adamlarından yardım istemişse de coşkun sulara kapılarak boğulmuştu. İmparatorun cesedi sahile çıkarıldığı sıralarda ana ordu da olay yerine gelmişti. Almanlar adeta yıkılmışlardı. Barbarossa’nın ölümü hakkında Bizanslı tarihçi Niketas; “(İmparator) Havari Pavlus’u örnek alarak kendi hayatına kıymet vermedi ve İsa adına ölmek için ilerledi. Onun hevesi havarilerden biri gibi olmaktı” demek suretiyle imparatoru, hayatını yitirdiği topraklarda doğan Havari Pavlus’la özdeşletirme yoluna gider.
Atatürk’ün 1934’te Hannibal’ın mezarının yeri ile bizzat ilgilenmesi neticesinde çalışmalar hızlandırılmış, ancak yine de somut bir sonuca ulaşmak mümkün olmamıştır. En nihayet 1935’te sembolik olarak Gebze’de Anibal Tepe olarak adlandırılan bir mevkide, Hannibal için anıt-mezar inşasına karar verilmiştir. Açılan proje müsabakası neticesinde Atatürk tarafından beğenilen 5 numaralı proje uygulanmıştır
Hak.14: 2 Geri dönünce annesiyle babasına, "Timna'da Filistli birkadın gördüm" dedi, "Onu hemen bana eş olarak alın."
Hak.14: 3 Annesiyle babası, "Akrabalarının ya da halkımızın kızları arasında kimse yok mu ki, sünnetsiz Filistliler'den kız almaya kalkıyorsun?" diye karşılık verdiler. Ama Şimşon babasına, "Bana o kadını al, ondan hoşlanıyorum" dedi.