Önder Kaya

Önder Kaya

YazarEditör
7.6/10
56 Kişi
·
163
Okunma
·
15
Beğeni
·
910
Gösterim
Adı:
Önder Kaya
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar ve Öğretim Görevlisi
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Aralık 1974
1997 yılında Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Kaya, aynı yıl Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ortaçağ Tarihi anabilim dalında yüksek lisansını Eyyubiler üzerine yaptı. İstek okullarında başladığı öğretmenlik hayatına Şişli Terakki Lisesi'nden sonra Robert Kolej'de devam etmektedir.

İstanbul ve tarih üzerine sekiz kitabı yayınlanan Önder Kaya'ya, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2008 yılında şehir kitapları ödülü verildi. Murat Bardakçı ile Hürriyet Tarih, Şalom, Radikal gibi gazetelerin yanı sıra Toplumsal Tarih, Popüler Tarih, Müteferrika gibi dergilerde yazıları yayınladı. Önder Kaya'nın Radikal İki, Şalom, 1453, Kültür, Gezgin, Toplumsal Tarih, Mostar gibi gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları da bulunmaktadır.
İstanbul 1980'lerde başlayan ve 90'lar ile 2000'lerde de artık neredeyse geri dönüşü olmayan bir yola girmiş gibi gözükmektedir. Kapitalist çevrelere eklemlenmeye çalışan kent, bu süreç içinde pek çok tarihi, turistik varlığını yitirmiş, yeşil alanları parsellenmiş, insan için bir yaşam sahası olmaktan çıkmıştır. Ama trafik vesilesiyle, ama insanların görgüsüzlüğü, kabalığı, benmerkezciliği sebebiyle yaşanan tartışmalar sonrasında pek çok İstanbullu bu şehirde yaşamaktan bizar olduğunu dile getirir olmuştur.
Önder Kaya
Sayfa 68 - Kronik Kitap
21 bin yaralının bulunduğu müttefik donanmadaki yaralılardan biri de ilerleyen yıllarda ''Don Kişot'' isimli eseri ile İspanyol edebiyatının ölümsüz isimlerinden biri haline gelecek olan Miguel Cervantes'ti. Kendisi bu savaşta sol kolunu kaybetmişti.
Dalan döneminde Boğaziçi iskana açılarak feci şekilde yağmalanmıştır. Bu durumla ilgili kendisine soru soran gazatecilere Bedrettin Dalan şu şekilde cevap verecektir: 'Boğaz'dak inşaatlara ruhsat verilmesi, yeşil katliamı değildir. Bu inşaatlarla bir yerde boğaz korunuyor. Çünkü gecekondular her an bu güzel yerlere sahip oluyorlar.'
Önder Kaya
Sayfa 66 - Bedrettin Dalan- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı 1984-1989
Sahhaflar Çarşısı her ne kadar bugün eski fonksiyonunu ifa etmenin çok uzağında olsa da tarih içinde kitap kurtlarının her daim yeni bir heyecan ve umutla ziyaret ettiği mekan olagelmişti. Türk tarihinin en önemli yazmalarından biri olan Divan-ı Lügati’t-Türk bu çarşıda keşfolunmuş, pek çok yazma Bayıya buradan taşınmıştı.
Tarihi miras açısından oldukça şanslı fakat tarihi miraslarımızın, sahipleri açısından bir o kadar şanssız olduğu bir çevrede yaşıyoruz. Daha doğrusu bildiğimiz ve bizim için kutsiye taşıyan eserlere karşı nispeten ilgiliyiz de 'öteki'ne ait değerler karşısında son derece kayıtsızız.
Şehr-i İstanbul, tarihsel süreç içinde pek çok önemli olaya şahit olmuş, devrilen nice imparatorluklar görmüş bir yerleşim yeridir. Her şehrin bir ruhu olduğu söylenir ki bu durum İstanbul için de fazlasıyla geçerlidir.
Önder Kaya
Sayfa 7 - Kronik Kitap
327 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap çok keyifli. İlber Ortaylı’nın o yavan anlatımından sonra çok iyi geldi bu eser bana. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Olayları anlatırken kendi yorumunu hiç katmamış.Avrupa tarihi hakkında ayrıntılı bilgilere sahip oldum Tavsiye ederim. İyi okumalar var olun
384 syf.
·11 günde·9/10
İncelemenin tamamı için: https://mahaledebiyat.com/...ul-kitap-incelemesi/

Önder Kaya şehr-i İstanbul’u, şehr-i İstanbul’dan yitirdiklerimizi sayfalara dökmüş. Kitapta İstanbul’un, geçmişten günümüze, varoluşundan, inşa edilmesinden, semtlerinden, iyi ve kötü yönleriyle yapılan ve yapılmayanlardan, hangi liderlerin neler yaptığından, nelere zarar verdiğimizden, neleri yitirdiğimizden tutun İstanbul’un ramazanlarından, sokak köpeklerinden, türbe ziyaretlerine, mezarlıklarına, futbol geçmişine, paşalarına kadar bahsetmiş. Kitap öylesine dolu ki, kanımca, hayatımız boyunca birkaç yıl arayla okunmalı, şehrimiz ve üzerinde sürüp giden yaşamımız hatırlanmalı.
"Toplum olarak genelde zenginliklerini ve değerlerini kaybettikten sonra hayıflanmayı çok seven fakat bu değerlere sahipken korumak, özümsemek için pek de istekli olmayan bir yapımız var."
Sanırım her zaman böyle olduk. Etrafımızda konuşlanmış zenginlikleri hiçbir zaman tam anlamıyla göremedik, algılayamadık hatta umursamadık. Eğer o zenginlikler, kabul ettiğimiz gibi, bizim tarihimize ait değilse, mesela Bizans eserleriyse, daha da umursamaz olduk. Çünkü bize neydi? Bizimle alakalı değildi(bu şehirde yaşıyor olmamıza rağmen). O zenginliklere herhangi bir zarar geldiğinde ise sadece ağızlarımız çalıştı, sosyal medyada paylaştık, kelimeler sarf ettik. Değerlerimiz zarar gördükten sonra, harekete geçmedik, öncesinde de geçmediğimiz gibi…
....
Bitirirken şunları belirtmek isterim ki, kitabı okuduğum anlarda İstanbul’un hayatını, insanlarının yaşantısını, sokaklarının eskiden nasıl olduğunu, sevilen mekânlarını öğrenmek çok heyecan vericiyken, yaptığımız tahribatlar, kaybettiğimiz değerler ve yaşantılar da bir o kadar hayal kırıklığı ve sinir harbi sebebiydi. Öğrendiğim her bir tarih ve yaşanmışlık kırıntısı ile şehrin sokaklarında dolaşırken çok daha bilinçli ve meraklı olacağım. Çünkü her gün önünden geçtiğimiz binaların, kaldırımlarında yürüdüğümüz sokakların iç yüzünü gördüm. İstanbul’un her bir metrekaresinde koruyup sahip çıkmamız gereken, çok çok fazla anı, tarih ve değer var. Yazarımız kitabının her satırında büyük bir başarıyla bunları görmemizi ve bilmemizi sağlıyor. Okumak Önder Kaya’nın anlatımıyla akıcı bir hal alırken, sayfalardaki fotoğraflar gerçekten bahsedileni gözlerinizin önüne getirmeyi sağlıyor. Bunlara ek olarak, okuyucuyu, bahsedilen her yapının, her yerin akıbetlerini öğrenmek için araştırmaya ittiyor. Herkesin okuması, sindirmesi, anlatması gerek, bu içi dolu kitabı. Hatta dediğim gibi birkaç yıl arayla hatırlamak için tekrar tekrar okunmalı. Hem kendimizi, hem gelecek nesli bilinçlendirmemiz, şehrimizi daha çok sevmemiz gerek. Umarım geçirdiğimiz her gün İstanbul’a hak ettiği değeri ve itinayı gösterebiliriz.
248 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Önder Kaya gerçekten temiz ve dolu bir çalışma ortaya koymuş. Konu üzerinde uzun yılların birikimine sahip olduğu aşikar.

Kitap birçok başlıktan oluşuyor, makale formatında ilerliyor. Adı üstünde mekanlar ve birçok tarihi kişiliğe yönelik bir çalışma.

Kitabı çok sevme sebeplerim; bahsettiğim başlıkların kronolojik olarak ilerlemesi, her başlığın sonuna kaynakçasının eklenmesi ve bölümlerin gerek Önder Kaya'nın kendi koleksiyonundan parçalarla gerek eski resimlerle desteklenmesi. Ayrıca bir tarih okuyucusu ya da tarih bilgisi olan biri olmasanız da, yazar birçok kavramı bir iki kelimeyle açıklamış. (Mesela Rumeli Beylerbeyi ile Anadolu Beylerbeyinin hangisinin daha mühim bir konum olduğu bilgisi eklenmiş.)

Özellikle Osmanlı'ya başkentlik yapmış şehirlerden birinde yaşıyorsanız kitabı edinmenizi şiddetle öneririm. İstanbul'da elimde kitapla gezmeyi düşündüğüm yerler oldu. Mesela en ilginç bilgilerden biri Taksim'deki Saint Antuan Kilisesi'nin arsasında önceden var olan mekanın yerine var olan bina hakkında idi. Keşke kitap daha kalın olsaydı
296 syf.
Yıllar önce Tanzimat'tan Lozan'a Azınlıklar adıyla basılmış olan kitabın İmparatorluktan Cumhuriyet'e Azınlıklar adıyla yenilenmiş hali. Önder Kaya kitaplarında olduğu gibi burada da bir akıcılık, kolay okunurluk var. Sıkılmıyorsunuz. Kaya, İslam hukuku ve Hz. Peygamber döneminden başlayarak Osmanlı döneminde azınlık, ekaliyet ya da gayrimüslim olarak adlandırılan cemaatlerin, toplumların yerini anlatmış. Gayet faydalı bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
248 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bir şehir ol. Mesela İstanbul gibi. De ki; Boğazım kuruyana kadar seveceğim seni. (Anonim)

Kitaptan sonra İstanbul'u ziyaretlerim daha bilinçli olacak eminim.

İstanbul'da yaşayan ne varsa ki bunlara eşekleri ve köpekleri de dahil herşeyin bahsi geçiyor kitapta. İstanbul'da ikamet edenlerin hele muhakkak okuması gerek; nasıl bir medeniyetin, şaheserin içinde olduklarını idrak etmeleri açısından. Çünkü günümüzde İstanbul'da oturupta taşını toprağını tanımayan bir sürü insan var ne yazık ki...
248 syf.
Osmanlı Dünyası – Önder Kaya

Mekânlar ve Portreler alt başlığıyla yayımlanan Osmanlı Dünyası, tarihçi Önder Kaya imzalı bir kitap. Kitap, akademik dil ile popüler tarihçilik dili arasında yer alan, hoş bir yerde kendine yer edinen makalelerden müteşekkil. Altı asırlık Osmanlı tarihinin değişik dönemlerine ait mekânlar ve portrelerin kronolojik olarak anlatılması ise doğru bir tercih olarak görünüyor.

Osmanlı Dünyası’nda 28 adet makale var. Kitap, kendini kolayca okutabilen, adeta bir bilgi sağanağı olmasına rağmen okuru sıkmayan, yormayan bir havaya sahip. Osmanlı’nın doğduğu yer olarak tanımlanan Söğüt’ün öyküsü ile başlayan yolculuğumuz İznik’le devam ediyor. Daha doğrusu İznik özelinde Çandarlı ailesi ile…

Bu arada ilgimi çeken bir konu ise Osmanlı Hanedanı ve bizde isimlerin zamanla Arapçalaşması oldu. Şöyle ki, kitaptaki cümlelere uyarak yazarsam, Osman Gazi'nin ( Otman ya da Ataman da olabilir ) ağabeyleri olan Sarı Yatı ya da Savcı Bey ile Gündüz Bey......... ( Ertuğrul Gazi'nin kardeşi), Osman Gazi'nin amcası Dündar Bey....... Osman Gazi'nin yakın silah arkadaşlarından olan ....... Akçakoca, Abdurrahman Gazi. Bunların dışında Turgut Alp, Aykut Alp, Kara Mürsel, Saltuk Alp, Konur Alp, Hasan Alp, Samsa Çavuş gibi diğer önemli Türkmen liderleri ile Osman Gazi'nin aynı zamanda yeğenleri olan Aktimur ve Aydoğdu Beyler, Osman Gazi'nin oğulları olan Pazarlu Bey, Savcı Bey, ( Orhan Bey ) gibi kişiler... Erken dönem Osmanlı isimlerine baktığımızda karşımıza Türkçe adlar çıkıyor.

Fetih sonrası İstanbul’da bizatihi Fatih’in ve onun yönlendirmesi sonucunda paşalarının inisiyatifi ile şehrin nasıl bir imar ve iskân faaliyetine maruz kaldığı ve adeta nasıl yeniden o eski şaşaalı haline büründüğü anlatılıyor. Gebze’deki Hünkar Çayırı yazısında ise büyük Fatih’in son demlerini okuyoruz.

Bosnalı bir paşa olan Hüsrev Paşa’nın ki divanda bıçak çekecek kadar deli bir adam oluyor kendisi hikayesi ilginçti. Keza, meşhur Rüstem Paşa’nın damatlığını ve sadrazamlığını üstünde bulunan bir bit yani eski tabirle kehleye borçlu oluşu da ilgi çekici bir bilgiydi.

Kitapta, Kanuni döneminin sıra dışı karakterlerinden Molla Kabız ve sonrasında ortaya çıkan Kadızadeler hareketini de görebiliyoruz. Kitaptaki cümlelerle devam edersek, oldukça ilgi çekici hikayeleri olan bu simalardan biri de Sultan İbrahim'i okuyup üfleyerek hem iktidarsızlığına çare olduğuna hem de ferahlattığına inanılan Cinci Hüseyin Efendi'dir.... Cinci Hoca artık sadrazamın dahi çekindiği bir isim olmuştur. Para karşılığında pek çok kadılığı satmakta, yine rüşvet yoluyla makam mansıp dağıtmaktadır.

Öküz Mehmed Paşa’nın; Tulumbacı Gerçek Davut Ağa’nın; dünyanın en uzun süre yaşayan insanı Zaro Ağa’nın –ki 160 yaşını görmüş gerçek bir tarih; gaddar ruhlu ve mafyavari bir adam olan Fehim Paşa ve çetesinin; son sadrazam Tevfik Paşa’nın ve bir Osmanlı büyükelçisi olan Kostaki Musurus Paşa’nın hikâyeleri de ayrıca ilgimi çeken yazılardı.

Bu kitapta Osmanlı tarihinin bir inanç alanı olmadığını; popüler tarih adıyla yapılan cilalayıp parlatmaların gerçek bir tarih anlatımı olamayacağını görebiliyorsunuz. Evet, Osmanlı tarihinin gurur duyulacak pek çok yönü olduğu gibi bozulmuş, çürümüş ve zafiyet içinde kişilere de bir hayli yer verebildiğini okuyorsunuz.

Gelgelelim, nihayetinde ehil bir kalemin elinden çıkmış, yetkin yazılarla karşı karşıyayız.
327 syf.
·7/10
Tarih konusunda orta düzeyde bir kitap olup boş zamanınızda genel bilgi sahibi olmak için okunabilecek bir kitaptır. Fazla detaylı ve ilgi çekici bir çalışma değildir.
304 syf.
·1/10
Kitabın adı değiştirilip Osmanlı ve Avrupa yapılmalı çünkü ismi Avrupa Tarihi Üzerine yazılar olsa da yazarın asıl anlattığı konular Osmanlı'nın Avrupa'yı nasıl etkilediği.
Avrupa tarihini çok derin bir şekilde etkileyen yüzyıl savaşları, reform hareketleri, rönesans gibi konulara hiç değinilmemiş bile.
Bu sebeplerden dolayı kötü bir kitap. Adına aldanıp aldım.
296 syf.
·9/10
Kitap Hz. Peygamber döneminden özellikle de Osmanlı dönemi ve Cumhuriyete kadar azınlıkları işliyor.Anlatılanlar tarafsız bir gözle okuyucuya aktarılmış.Okuyucuyu sıkmamak ve meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için kitap anekdotlarla zenginleştirilmiş.Benim kitapta en çok dikkatimi çeken farklı ırk ve dinde olan insanların yüzyıllar boyunca nasıl barış içinde yaşadığını öğrenmek oldu. Azınlıklar konusunda tarafsız ve 400 civarında kaynak taranarak yazılan bu eseri okumalısınız
267 syf.
Genel bilgilerden oluşan ve sıkılmadan okuya bileceğiniz bir kitap.Ama tarih okumaya yeni başlayanlar için.Eğer detaylı bir kitap arıyorsanız bu kitapı tavsiye etmem.

Yazarın biyografisi

Adı:
Önder Kaya
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar ve Öğretim Görevlisi
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Aralık 1974
1997 yılında Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Kaya, aynı yıl Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ortaçağ Tarihi anabilim dalında yüksek lisansını Eyyubiler üzerine yaptı. İstek okullarında başladığı öğretmenlik hayatına Şişli Terakki Lisesi'nden sonra Robert Kolej'de devam etmektedir.

İstanbul ve tarih üzerine sekiz kitabı yayınlanan Önder Kaya'ya, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2008 yılında şehir kitapları ödülü verildi. Murat Bardakçı ile Hürriyet Tarih, Şalom, Radikal gibi gazetelerin yanı sıra Toplumsal Tarih, Popüler Tarih, Müteferrika gibi dergilerde yazıları yayınladı. Önder Kaya'nın Radikal İki, Şalom, 1453, Kültür, Gezgin, Toplumsal Tarih, Mostar gibi gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları da bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 163 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 112 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.