Belki de tanrıların Dünya'yı ziyaret ettiğini düşündüğümüzde, tanrılara ilişkin sanrılar görüyoruzdur; incibus (Kadınları baştan çıkaran iblis) ve sucubbus (Erkekleri baştan çıkaran iblis) kavramlarına aşina olduğumuzda sanrılarımızın konusu onlar oluyordur; perilerin varlığının yaygın bir şekilde kabul gördüğü dönemde perileri, ruhlara inanılan çağlarda ruhları görüyoruzdur ve eski efsaneleri unutmaya başlayıp uzaylıların var olabileceğini düşündüğümüzde, hipnogojik görüntülerimiz onlara odaklanıyordur.
Washington Üniversitesi'ne bağlı psikolog Elizabeth Loftus hipnotize edilmemiş deneklerin de kolayca görmedikleri bir şeyi gördüklerine inandırılabileceklerini keşfetti. Benzer bir deney yaparak, deneklere bir araba kazasının videosunu izletti. İzledikleri video hakkında sorular sorarken, deneklere onlar farkına varmadan yanlış bilgiler verdi. Örneğin, videoda bir trafik lambası olmamasına rağmen, konuşurken trafik lambasına gelişigüzel atıfta bulundu.
Bunun ardından birçok denek videoda bir trafik lambası gördüklerini hatırladıklarını düşünmeye başladı. Deneylere yanıltıldıkları açıklandığında, bazıları trafik lambasını çok net bir şekilde hatırladıklarını vurgulayarak araştırmacılara hararetli bir şekilde karşı çıktı. Video izletilen deneklere yanlış bilgilerin verilmesi ne kadar ertelenirse, o kadar fazla deneğin anılarının değiştirilmesine izin verdiği görüldü. Loftus'a göre, "Bir olaya ilişkin anılarımız saf bilgi paketlerinden ziyade, sürekli olarak güncellenen hikayelere benzer."
Sorunlarımızın temelinde yatan nedenleri kavrayamadan ulusal politikalarımızı nasıl şekillendirebilir, hatta kendi hayatlarımızı ilgilendiren mantıklı kararlar verebiliriz?