... Benim kötülüklerim nelerdir, iyiliklerimi anlatmadaki utangaçlık ve güçsüzlükten başka! Ve göz gördüğünce duvar, duvar, duvar olan bu dünyadaki iyiliklerimin tutsaklığının ağlamalarından başka! Ve güneşin karneye bağlandığı, fırsat kıtlığının ve korkunun ve boğuntunun ve hakaretin olduğu bu dünyada. İnsanın mutluluğunun kendi adını bir ağaca kazımada olması gülünç değil midir? Bu büyük bencillik değil midir ve kendilerinin bir tek tel saçta, bir tel, geri kalmadan kendi çürümelerine izin veren diğer insanlar daha şerefli ve asil değiller mi? Saçlarıma ak düştüğüne, anlıma çizgi ve iki kaşımın ortasına iki deri buruşması düştüğüne seviniyorum. Artık hayalci ve düşlere dalan birisi olmadığıma seviniyorum. Artık yirmi altı yaşıma yaklaşıyorum. Gerçi yirmi altı yaşında olmak demek, yaşamdan payına düşenden yirmi alti yılı geride bırakmak ve bitirmek demektir ama buna karşın ben kendimi bulmuşum.