Yunus Emre Ateş

Yunus Emre Ateş
@Atesovski
Oldukça cahilimdir ama epey okurum
Pamukkale Üniversitesi
Denizli
10 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Gençlerin hayatı klasik Rus romanı gibi oldu ceplerinde birkaç lira, bulabilirlerse bir parka, ev yapımı alkol, her an bir suç işleme potansiyeli ve Çar'a olan büyük nefret.
Reklam
En çok evimde mutluyum; bu yüzyılın dışarısında bir olmamışlık, bir manevi süprüntü, bir ideoloji kayması, bir gurur eğikliği, bununla beraber gelen müthiş bir yozlaşma, alafranga kaygılarla birlikte fevkalede bir özentilik ve sinsi yaklaşımların kirli yansıması var; öyle işte.
Ben bizim ülkeyi seviyorum, ne olursa olsun, olsun. Ben seviyorum onu ve sadece orada varlığım yaşamak için bir hedef buluyor. Ben o uyuşturan güneşi, o ağır gün batımlarını ve o toprak sokakları ve o zavallı, mutsuz, içten pazarlıklı ve çürümüş halkı seviyorum. ... Keşke Hafız gibi şiir söyleyebilseydim ve onun gibi gelecekteki insanların tüm yaşamları boyunca yaşadıkları tüm içtenlikli anlarla ilişki kurabilecek bir duyarlılığa sahip olabilseydim.
... Başkalarının tutsak alan benlerinden ayrı olarak kendi özgür ve dingin benine varmadıkça hiç bir şeye varmayacaksın... Kendini tam ve tüm bir şekilde yaşamını insanın ölümü ve yok oluşundan alan o güce bırakmazsan kendi yaşamını yaratmayı başaramayacaksın... Sanat en güçlü aşktır ve insan tüm varlığı ile ona teslim olduğunda insanın onun tüm varlığına kavuşmasına izin verir. ... Hayret, ne kadar şaşılası bir dünyadır, ben kimse ile bir işim yokken işte benim bu zararsızlığım ve kendi kendimle olmalarım başkalarının merakına yol açıyor. İnsanlarla nasıl karşılaşmam gerektiğini bilmiyorum. Ben utangaç biriyim. Başkaları ile konuşmayı başlatmada çok zorluk çekiyorum, özellikle bana ilginç olmayan başkaları ile neyse geçelim.
... Benim kötülüklerim nelerdir, iyiliklerimi anlatmadaki utangaçlık ve güçsüzlükten başka! Ve göz gördüğünce duvar, duvar, duvar olan bu dünyadaki iyiliklerimin tutsaklığının ağlamalarından başka! Ve güneşin karneye bağlandığı, fırsat kıtlığının ve korkunun ve boğuntunun ve hakaretin olduğu bu dünyada. İnsanın mutluluğunun kendi adını bir ağaca kazımada olması gülünç değil midir? Bu büyük bencillik değil midir ve kendilerinin bir tek tel saçta, bir tel, geri kalmadan kendi çürümelerine izin veren diğer insanlar daha şerefli ve asil değiller mi? Saçlarıma ak düştüğüne, anlıma çizgi ve iki kaşımın ortasına iki deri buruşması düştüğüne seviniyorum. Artık hayalci ve düşlere dalan birisi olmadığıma seviniyorum. Artık yirmi altı yaşıma yaklaşıyorum. Gerçi yirmi altı yaşında olmak demek, yaşamdan payına düşenden yirmi alti yılı geride bırakmak ve bitirmek demektir ama buna karşın ben kendimi bulmuşum.
Reklam