Yunus Emre Ateş

Yunus Emre Ateş
@Atesovski
Oldukça cahilimdir ama epey okurum
Pamukkale Üniversitesi
Denizli
10 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu Sana dokununca mı denizleniyor masa Senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan Sıkıntımın ormanında? Üç beş günümüz var şuracığında Nice oyuncağımızı kırdılar Biz de güzel çocuklardık bahçelerde Sularda alabalık Azla avunmaya alıştık Ne yapalım paramız yoksa Şarabımız bitince yağmura çıkarız Kim güzelleşmiyor öpüşünce
Reklam
Suç ve Ceza romanında Raskolnikov'un ev sahibini vurmaya karar verdiği kira zammı oranı ne kadardı acaba?
Hiç kitap okumayan adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları? Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder başka gezegenlerde ki hayatları? Geçmiş ve bugün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor? İşler hâlâ kalleşce hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde. Her ülkenin sınır komşuları dost ve kardeş düşman ülkeler. Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız. Oyunları savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görüyor elbet! Aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor aynı şeyden nefret edenler canciğer arkadaş. Bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı..
"Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyor ve tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz: Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız!
Sanki uzun mesafeler boyunca yürümüş gibi yorgunuz ama geldiğimiz hiçbir yer yok. Sanki her şeyi çok seviyormuş gibi yapıyoruz ama dünyamız kaskatı, içinde neredeyse hiç sevgi yok. Sanki her düğümün çözümünü biliyormuş gibi konuşuyoruz ama her yaptığımızla, her söylediğimizle düğümler daha da çözülemez hâle geliyor. Milyon tane kitap deviriyoruz görünüşte ama o kitaplardan hayata yayılan hiçbir bilgelik yok. Herkes ne kadar doğruluk timsali olduğunu ispat etmenin derdinde. İyi de hayatın fotoğrafına bu kadar eğrilik nereden karışıyor? Sanki aynı derdin dertlisi, aynı yolun yolcusu kocaman kalabalıklarmışız gibi konuşuyoruz; bir küçük kıvılcım yetiyor oysa aramızda koca koca yangınlar çıkartmaya. Aramızdan biri bir diğerine "Yalnız değilsin!" dediğinde hepimizi üşüten bir yalnızlık rüzgârı esmiyor mu her yanımızda?