Hükümdarlar tarih okumalılar ve tarihteki ünlü kişilerin girişim ve eylemlerini öğrenmeliler. Savaşta nasıl davrandıklarını, galibiyetlerinin ve yenilgilerinin nedenlerini araştırmalılar, yenilgilerden uzak durmayı, galibiyetlere öykünmeyi öğrenmeliler. Özellikle kendisinden önce yaşamış övgüye değer, şanlı, şöhretli birine öykünen, ayrıca eylem ve girişimlerini aklından çıkarmayan ünlü birinin geçmişte yaptığını yaşama geçirmeye gayret göstermeli. Büyük İskender'in Akhiellus'a, Caesar'ın Büyük İskender'e, Afrikalı Scipio'nun Kyros'a öykündüğü söylenir.
Bir eyaletteki yerleşim merkezini tanımak demek, ötekilerini tanımak demek anlamına gelir. Bu deneyimden yoksun hükümdar, bir başkomutanın bir olmazsa olmazından uzak kalır. Bu deneyim hükümdara düşmanın bulunduğu yeri, ordugâhını, orduları nasıl yönlendirmesi gerektiğini, günleri ne şekilde planlamayı ve kuşatmayı kendi yararına olabilecek biçimde nasıl yapacağını gösterir.
Ava giderek bedenini sıkıntı ve yorgunluklara alıştırabileceği gibi yerleşim merkezlerinin konumunu, dağların nasıl yükseldiğini, vadilerin ağızlarının nereye açıldığını, ovaların nerelere yayıldığını ve nehirlerin, bataklıkların özelliklerini öğrenecektir. Önem vermesi gereken böylesi bir deneyimin iki yararı vardır. Birincil olarak ülkesini tanımayı öğrenir ve ardından onu savunmayı, ikincil olarak tanıdığı o yerleşim merkezlerinden sonra tanımak zorunda olduğu merkezleri daha rahat bulgulamak olanağını bulur.