O an anladım ki derinliğe ulaşmanın tek yolu dibi görmek değildi. Bazen yukarı çıkmak, suyu yarıp nefes almak, ufka doğru yürümek de derinliğe ulaşmaktı. Hatta bana soracak olursanız, en cesur yüzleşme, dibi terk etmektir.
Çünkü en derine inmeden, en maviye çıkamaz insan…
Yıllarca o denizin dibinde yürüdüm. Kaybettiklerimi, kırıldıklarımı, söylenmeyen cümlelerimi birer taş gibi cebime doldurdum. O taşlar bana tonlarca ağırlık yaptılar ama günü geldiğinde onları bırakmayı da bilemedim. Çünkü bazen insan en çok kendi adının içinde kayboluyor.