Sana hiç kullanılmamış sözler, kirletilmemiş cümleler kurmak isterim
Çünkü her bir mısra senin yanında kirli kalır
Dil, eşyanın tozunu taşır üstünde,
Sıfatlar birer pranga, isimler ise dar birer hücre.
Ben seni "var" ederek yok etmekten korkarım,
Çünkü tanım, sınırlamaktır sonsuzluğu.
Adının değdiği her harf,
Sanki evrenin o ilk tınısından kopan bir yankı,
Ama aslına hep yabancı, hep biraz eksik.
Hangi sözcük leke bırakmaz ki ruhun aynasında?
"Güzel" desem, güzelliğin hudutlarını çizmiş olurum,
"Ebedi" desem, zamana hapsetmiş olurum seni.
Oysa sen, henüz söylenmemiş olanın o asil saflığı,
Zihnimdeki mutlak boşluğun en dolu yankısısın.
Belki de en büyük şiir,
Dudaklarımın arasındaki o titrek duraksamadır.
Bırak, kelimeler dünyanın gürültüsünde kalsın,
Ben seni, dilin henüz icat edilmediği o kuytu derinlikte,
Hiçbir sesin dokunamadığı o beyaz sessizlikte seveyim.
Çünkü ancak sustuğumda,
Hakikatin o lekesiz kalbiyle konuşabilirim.
Sana hiç kullanılmamış sözler, kirletilmemiş cümleler kurmak isterim
Çünkü her bir mısra senin yanında kirli kalır
Dil, eşyanın tozunu taşır üstünde,
Sıfatlar birer pranga, isimler ise dar birer hücre.
Ben seni "var" ederek yok etmekten korkarım,
Çünkü tanım, sınırlamaktır sonsuzluğu.
Adının değdiği her harf,
Sanki evrenin o ilk tınısından kopan bir yankı,
Ama aslına hep yabancı, hep biraz eksik.
Hangi sözcük leke bırakmaz ki ruhun aynasında?
"Güzel" desem, güzelliğin hudutlarını çizmiş olurum,
"Ebedi" desem, zamana hapsetmiş olurum seni.
Oysa sen, henüz söylenmemiş olanın o asil saflığı,
Zihnimdeki mutlak boşluğun en dolu yankısısın.
Belki de en büyük şiir,
Dudaklarımın arasındaki o titrek duraksamadır.
Bırak, kelimeler dünyanın gürültüsünde kalsın,
Ben seni, dilin henüz icat edilmediği o kuytu derinlikte,
Hiçbir sesin dokunamadığı o beyaz sessizlikte seveyim.
Çünkü ancak sustuğumda,
Hakikatin o lekesiz kalbiyle konuşabilirim.