Arkadaşım ve dostum Allah...
Huzur, üzerinde düşünülmesi gereken çok önemli bir kavramdır. İnsan, gönlündeki iç huzuruna kavuştuğunda Allah’la arkadaşlığının ve dostluğunun işaretini almış demektir. Kişinin iç huzuru dış faktörlere bağlıysa, o kişi daha dinginliğini ve gerçek huzur kavramını yaşamamış demektir.
Her bir yağmur damlası, yukarıdaki buluttandır ama bulut değildirler. Yağmur bulutu, bünyesinde trilyonlarca yağmur zerresini taşır. Ne zaman ki bu zerreler yoğunlaşıp buluttan ayrılır, o zaman yağmur adını alırlar. Bu olayı tasavvuf;”Bir resim altında bir isim olmak” diye tanımlar.
Yağmur damlalarının her biri bulutun içindeki yağmur zerrelerinin özelliğini taşır. İşte bu, insanoğlunun muhatap olduğu ve “ dostum, arkadaşım” dediği yaradanın her yarattığındaki “ bir ben var benden içeri” diye tarif edilebilen, irtibat bürosudur.
Allah, insanın gönül kapısını aralayıp da “ Ben buradayım! Sen neredesin?”dediğinde, kişi gönlünde bu sesi dingin bir huzur olarak duyar. O sesin şekli şemali yoktur. O ses; sessiz, sözsüz, harfsiz, hurufatsız bir gönül yansımasıdır.
Unutulmamalıdır ki Allah, kulunun ne zenginliğine, ne fakirliğine, ne fiziki güzelliğine, ne amellerine, ne de niyetine bakar. Allah, kulunun gönlünde kendisi için beslediği sevgiye bakar.