Atilla

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1920- Konya'ya geldiğimden beri oturak tabir edilen buraya özgü eğlenceden söz edildiğini ve Adliyedeki ceza davalarının % 90'ını bu oturak alemlerinin oluşturduğunu işitir dururdum. Dün Konyaʻya gelen Tepesidelik memuru Mustafa Efendinin kayın biraderinin bu yüzden tutuklandığını öğrendim. O anlattı, meselenin esası kadın oynatmakmış. Mesela evli çoluk çocuk sahibi olanlar bile birer gözdeye sahipmiş. Bir gözdenin cazibe derecesine ve becerisine göre sekiz on efesi olurmuş. Bunlardan birisi arzu ettiği gecede o kadını davet edermiş. Ailesine de yemek yapmak, hazırlık yapmak için tembih edermiş. Kadıncağız da yemekleri yapar, mezeleri hazırlar, akşamı beklermiş. Birkaç efe arkadaşı ile ev sahibinin gözdesi gelir, sabaha kadar içerler ve kadına göbek attırırlarmış. Sabaha karşı efeler gider, kadın da ev sahibi ile yatarmış. Bu sırada adamın nikahlı karısı kapıdan veya pencereden bakarak onların eksikliklerini tamamlarmış. Ondan sonra da kendi yatağına gider, yatarmış. Köylerde bu alem, efelerin hepsinin birer kadını getirilerek yapılırmış ve alemi ev halkı, çoluk çocuk hep seyredermiş. Daha tuhafı efe bekar ve evlenmek isterse, bir hafta önce gözdesini nişanlısına gönderir, o da onu süsleyip evleneceği eve getirirmiş. İşte böyle bir eğlencede içlerinden biri aşifteyi sıkıştırarak boğazını sıkmış ve kadını öldürmüş. Efeler birbirine silah çekmiş. Nihayet herkes ortadan kaybolmuş. Kadının cenazesi ortada kalmiş. Ertesi günü olay duyularak efeler tutuklanmış. İşte bizim memurun kayınbiraderi de onlar arasındaymış. Halbuki kendisi hapis olmasa bu ay içinde evlenecekmiş. Ne üzücü ve çirkin bir hareket. İşte bunlar hep cehaletin sonucudur, İstanbul idaresi bugüne kadar Konya'dan milyonlarca asker aldılar. Buna karşılık halkı cahil bıraktilar, Yarab bize bir doğru yolu
Sayfa 127·Kitabı okudu
İstanbul - Trabzon'a gidecek Gülcemal vapurunda bin bir iltimas ve tavsiye ile yer buldum. Nihayet 26 Mayıs 1918 günü vapura binerek güvertesine çıktım. Vapura binecekleri seyrediyorum. Her tarafta bir nöbetçi, bir yasaktır gidiyor. Kucağı çocuklu kadınlar, göçmenler, eli değnekli ihtiyarlar itilip kakılıyor; tango hanımlar şık subaylar ise, izinsiz giriyorlar. "Yol açın utanmaz herifler!" diye etrafa hakaret saçıyorlar. Bir de, rıhtıma askerlerin dolmaya başladığını gördüm. Dışarıdan kapılar kapandı.İskele merdiveni yukarı çekildi. Vapura bir alay polis ve kanun girdi. Bunlar bir asker kaçağını arıyorlarmış. Bu kalabalıkta nereden bulacaklar, ana baba günü. İskelede tekrar inerek rıhtımda biriken askerleri vapura aldılar. Ondan sonra tekrar halk vapura hücum etti.
1920 Konya - Tren geldi Vali Bey Mustafa Kemal Paşa ile trenden indi. Sarışın, sarı saçlı, orta boylu, bıyıklı ve zayıfça olan bu kişi, gözleri geleceğe bakarak ilerleyen bu kişi, koca Anadolu halkına fikirlerini kabul ettiren, bütün dünyaya meydan okuyan ve būtün dünya gazetelerinde isminden söz edilen Mustafa Kemal Paşa idi. Arkasında birkaç silahşör ellerindeki mavzerlerinin namluları yere yönelmiş olduğu halde, Vali Beyle arabaya binerek Vali Beyin konağına gittiler.