Londra'ya vardığım zaman, her taraf savaşın havadisleri ile çınlıyordu ve herkesin siyasi duruma ilgilerinin işaretleri her tarafta görünüyordu. Halk duygularının açıkça kendini gösterdiği müzik salonlarında her gece büyük halk kitleleri çalınan vatan marşlarını, havalarını şiddetle alkışlıyor ve tekrar çalınmasını istiyordu. Hele "Ruslar İstanbul'u almayacaklardır!" diye başlayan meşhur hava habire çalınmakta idi.
Düşmandan elde edilen malın alınmasından kimse çekinmiyordu ve Plevne'de bulunan Yahudiler, ölülerin ceplerini taramış Çerkezlerle, başıbozuklardan Rus rublelerini bir iki kuruşa satın alıp piyasalara göndermek suretiyle büyük karlar elde ettiler.
Bütün doktorluk hayatımda en büyük acılara, azaplara tahammül eden Türk askerlerine benzeyen insanlar görmediğim gibi, korkunç, ağır yaralardan onlar kadar olağanüstü tarzda iyi olup kurtulan adamlara da rastlamadım. Türk erleri dok torun, operatörün üzerinde çalışacağı çok elverişli, muhteşem materyaldiler, yani içki, ispirto ve başka sefahatlerle bozulmamış, mükemmel vücutlu, tam sıhhatli insanlardı. Türk or dusunda ara sıra çokça içki içen yüksek subaylara rastlana bilir. Fakat Türkiye' de bulunduğum müddetçe içki tesirine uğramış bir er görmedim.