Atilla

Erzurum'la İstanbul arasında, tıpkı Kazan'la Moskova arasında olduğu gibi, rekabet var.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hiç bir zaman ne Rusya'da, ne Türkiye'de, Tiflis hamamla­rından daha mükemmel bir şeye rastlamadım.
Londra'ya vardığım zaman, her taraf savaşın havadisleri ile çınlıyordu ve herkesin siyasi duruma ilgilerinin işaretleri her tarafta görünüyordu. Halk duygularının açıkça kendini gös­terdiği müzik salonlarında her gece büyük halk kitleleri çalı­nan vatan marşlarını, havalarını şiddetle alkışlıyor ve tekrar ça­lınmasını istiyordu. Hele "Ruslar İstanbul'u almayacaklardır!" diye başlayan meşhur hava habire çalınmakta idi.
Düşmandan elde edilen malın alınmasından kimse çekin­miyordu ve Plevne'de bulunan Yahudiler, ölülerin ceplerini ta­ramış Çerkezlerle, başıbozuklardan Rus rublelerini bir iki ku­ruşa satın alıp piyasalara göndermek suretiyle büyük karlar elde ettiler.
Bütün doktorluk hayatımda en büyük acılara, azaplara ta­hammül eden Türk askerlerine benzeyen insanlar görmediğim gibi, korkunç, ağır yaralardan onlar kadar olağanüstü tarzda iyi olup kurtulan adamlara da rastlamadım. Türk erleri dok­ torun, operatörün üzerinde çalışacağı çok elverişli, muhteşem materyaldiler, yani içki, ispirto ve başka sefahatlerle bozul­mamış, mükemmel vücutlu, tam sıhhatli insanlardı. Türk or­ dusunda ara sıra çokça içki içen yüksek subaylara rastlana­ bilir. Fakat Türkiye' de bulunduğum müddetçe içki tesirine uğ­ramış bir er görmedim.