Atilla

Atilla
@Atillamayda
125 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Düşmandan elde edilen malın alınmasından kimse çekin­miyordu ve Plevne'de bulunan Yahudiler, ölülerin ceplerini ta­ramış Çerkezlerle, başıbozuklardan Rus rublelerini bir iki ku­ruşa satın alıp piyasalara göndermek suretiyle büyük karlar elde ettiler.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bütün doktorluk hayatımda en büyük acılara, azaplara ta­hammül eden Türk askerlerine benzeyen insanlar görmediğim gibi, korkunç, ağır yaralardan onlar kadar olağanüstü tarzda iyi olup kurtulan adamlara da rastlamadım. Türk erleri dok­ torun, operatörün üzerinde çalışacağı çok elverişli, muhteşem materyaldiler, yani içki, ispirto ve başka sefahatlerle bozul­mamış, mükemmel vücutlu, tam sıhhatli insanlardı. Türk or­ dusunda ara sıra çokça içki içen yüksek subaylara rastlana­ bilir. Fakat Türkiye' de bulunduğum müddetçe içki tesirine uğ­ramış bir er görmedim.
Ama bana, bunca yıldır Türk erkeklerinin sertliğini ve zalimliğini telafi edecek başka nitelikleri olduğunu görüp görmediğimi sorarsanız, benim yanıtım onların kendilerinden daha kültürlü insanlara örnek olabile­cek birçok nitelikleri olduğu yönündedir. Hangi sınıftan olurlarsa olsunlar yalnızca birkaçında eksik olabilecek genel niteliklerini şöyle sıralayabilirim: Allah'a içten ve coşkulu bağlılıkları - uymak zorunda oldukları dini yasalara karşı duydukları mutlak, ama yapmacıksız saygıları - Peygamberin soyun­dan gelen ve ilahi takdirle hükümsüren hükümdarının buyruklarına kayıtsız şartsız boyun eğmeleri - kendi içlerinden çıkarak iktidara gelen amirlerine saygıyla yaklaşmaları - yalnızca liyakate değer vermeleriyle soyluca bir gurur duymaları, naçiz zanaatlarının adını göğüsleri kabararak anmaları - sıkıntı içindekilere yardım ellerini uzatmaları - arzuları ne olursa olsun aşırı soğuk­ kanlı ve ölçülü olabilmeleri - sarsılmaz dürüstlükleri ve tam güvenini kazan­dıkları tüccarlarımızın onlara muazzam miktarda altın emanet edebilmeleri ve bundan hiçbir zaman pişmanlık duymamaları - ciddi tavırlara ve sağlam bir ahlaka sahip olmaları.
Türklerin saf ve içten iyilikseverliğinden daha değerli ve hoş bir şey görmedim. Kibarlıkları da öyle, gösterişten uzak son derece doğal. Kendi yaşındakilere "biraderim," büyüklere "efendim," küçük­ lere de "oğlum" diye hitap ederler ve genellikle bu kişilere karşı tavırları da bu tür aile ilişkilerinin çağrıştırdığı duygularla beslenir. Kişiyi olduğu insan yapan ve cehaletten bilgeliğe geçmelerini çok ilginç kılan, bu tür niteliklerdir.
Türk ustalar bir evi bitirmek için aynı anda çalışıyorlar, badanacı marangozun işini bitirmesini beklemeden, uzun saplı fırçasıyla onun peşinden gidiyor, birincisi bir tahta çakmayı bitirmeden önce onu boya­maya kalkıyor, hatta marangoz çivi çakarken elini bile boyadığını gördüm. Bazen bir evin yarısının bitmiş, ama öbür yarısına daha başlamamış oldu­ğunu görürsünüz. Camcı macun yapmak için kireç tozu ile suyu camın üstünde karıştırır, sonra da o camı çerçeveye takar ve başparmağıyla tutturur, eğer lekeyi temizlemeye kalkarsanız camı çerçeveden çıkarmış olursunuz, zaten cam ilk sağanak yağmurla temizlenir. Aslında aletleri ve onları kullanma biçimleri bizimkinden tamamen farklı. Sultanın, halkın bu cahilliğini gidermek amacıyla açtığı okullardan biri de mimarlık okulu. Bu okulda dersler genellikle Avrupa'da yazılanların çevirilerinden hareketle veriliyor ve bu yeniliklerin çekiç ve testereyi de kapsayacak biçimde geniş­lemesi ümit ediliyor.